|

Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden
ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan
ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip
olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak
manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle
kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı,
paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan,
şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine
göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri,
merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı
Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen,
Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk
Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda
hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam
ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra
ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla
algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl
ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç
sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt
kavramları oluşturur. Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur. |
|
|
Hz. ALI B. EBU TÂLIB (r.a.) |

Resulullah'in amcasinin oglu, damadi, dördüncü halife. Babasi Ebû Talib, annesi
Kureys'ten Fâtima binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu'i Hasan ve Ebû
Tûrab (topragin babasi), lâkabi Haydar; ünvani Emîru'l-Mü'minin'dir. Ayrica 'Allah'in
Arslani' ünvaniyla da anilir. Hz. Ali küçük yasindan beri Resulullah'in yaninda
büyüdü. On yasinda islâm'i kabul ettigi bilinmektedir. Hz. Hatice'den sonra müslümanligi
ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Hatice'yi bir gün ibadet ederken gören
Hz. Ali'ye Peygamberimiz sirkin kötülügünü, tevhidin manasini anlattiginda Hz. Ali
hemen müslüman olmustu. Mekke döneminde her zaman Resulullah'in yanindaydi. Kâbe'deki
putlari kirmasini söyle anlatir: "Bir gün Resul-u Ekrem ile Kâbe'ye gittik. Resul-u
Ekrem omuzuma çikmak istedi. Kalkmak istedigim zaman kalkamiyacagimi anladi, omuzumdan
indi, beni omuzuna çikardi ve ayaga kalkti. Kendimi istesem ufuklari tutacak saniyordum.
Kâbe'nin üzerinde bir put vardi, onu sagdan soldan ittim. Put düstü, parça parça
oldu. Resulullah'in omuzlarindan indim. ikimiz geri döndük." (Ahmed b. Hanbel, Müsned,
I, 384). Resul-u Ekrem, en yakin akrabasini uyarmak ve hakki teblig etmek hususunda
Allah'u Teâlâ'dan emir alinca onlari Safa tepesinde toplayip ilâhî emirleri teblig
edince, Kureys müsrikleri onunla alay etmisti. ikinci toplantiyi yapmasini Hz. Ali
(r.a.)'ye birakti, Ali de bir ziyafet hazirlayarak Hasimogullarini davet etti. Resulullah
yemekten sonra: "Ey Abdülmuttalibogullari, ben özellikle size ve bütün insanlara
gönderilmis bulunuyorum. Içinizden hanginiz benim kardesim ve dostum olarak bana
bey'at edecek" dedi. Yalniz Ali (r.a.) kalkti ve orada Resulullah'a onun istedigi
sözlerle bey'at etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, "Kardesimsin ve vezirimsin "
diyerek Hz. Ali'yi taltif etti. Hz. Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan
emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Ali'ye birakti ve o gece Hz. Ali, Resulullah'in
yatagini da yatarak müsrikleri sasirtti. Böylece Hz. Ali, Hz. Peygamber'i öldürmeye
gelen müsrikleri oyalayarak onun yerine hayatini tehlikeye atmis, bu suretle Peygamber'e
hicreti sirasinda zaman kazandirmistir. Hz. Ali, Peygamberimiz'in kendisine biraktigi
emanetleri sahiplerine verdikten sonra Medine'ye hicret etti. Medine'de de Hz. Peygamber'in
devamli yaninda bulundu, bütün cihat harekâtlarina katildi, Uhud'da gâzî oldu. Bedir'de
sancaktardi. Ayni zamanda kesif kolunun basindaydi; hakim noktalari tesbit ederek
Hz. Peygamber'e bildirdi. Bu mevkiler isgal edilerek, Bedir'de önemli bir savas
harekâtini basariya ulastirdi. Bedir gazasinin baslamasindan önce, Kureysliler'le
teke tek dövüsen üç kisiden biriydi. Bu dögüste, hasmi Velid b. Mugire'yi kilici
ile öldürdügü gibi, Hz. Ebû Ubeyde zor durumdayken yardimina kostu ve onun hasmini
da öldürdü. Kendisine "Allah'in Arslani" lâkabi ve Bedir ganimetlerinden bir kiliç,
bir kalkan ve bir de deve verildi. Hz. Ali, Bedir savasindan sonra Hz. Peygamber'in
kizi Hz. Fâtima ile evlendi. Nikâhini Hz. Peygamber kiydi. O zamana kadar Resulullah'la
oturan Hz. Ali nikâhtan sonra ayri bir eve tasindi. Hz. Ali'nin, Hz. Fâtima'dan
üç oglu, iki kizi dünyaya geldi. Hicret'in üçüncü yilinda Uhud savasinda, müslüman
okçularin hatasi yüzünden müsrikler müslümanlarin üzerine saldirmislar ve Hz. Peygamber
de yaralanarak bir hendege düsmüs ve düsman onun öldügünü yaymisti. Halbuki o sirada
dögüse dögüse gerileyen Hz. Ali, Hz. Peygamber'in içine düstügü hendege ulasarak,
onu korumaya almisti. Iki tarafin da kazanamadigi bu savasta Hz. Ali birçok yerinden
yaralanarak gazi oldu. Uhud savasindan sonra Hz. Ali "Benu Nadr" Yahudilerinin hainlikleri
üzerine bu kabile ile yapilan savasi bizzat idare etti. Bütün çarpismalarda Hz.
Ali kahramanca dögüsmüs ve müsriklerin en meshur savasçilarini öldürmüstür. Hudeybiye
barisinda sulh sartlarinin yazilmasinda o memur edildi. Hz. Ali, sulhnameyi yazmaya
söyle basladi: "Bismillâhirrahmânirrahîm . Muhammed Resulullah...." Ancak müsrikler
bu ifadeye itiraz ettiler. Hz. Peygamber, "Resulullah" yerine "Muhammed b. Abdullah"
yazmasini Hz. Ali'ye söylemis fakat Hz. Ali "Resulullah" ifadesinin yaziminda israr
etmistir. Hz. Ali Mekke'nin fethi sirasinda yine sancaktardi. "Keda" mevkiinden
Mekke'ye girdi. Mekke kan dökülmeden fethedildi. Hz. Peygamber ile birlikte Kâbe'deki
bütün putlari kirdilar. Mekke'nin fethinden sonra Resulu Ekrem, Hâlid b. Velid'i
Benu Huzeyme kabilesine gönderdi. Bu kabile ya cehaleti, ya da bedevî olmalarindan,
"müslüman olduk" anlamindaki "eslemna" kelimesi yerine "sabbena" dedigi için Hâlid
b. Velid hiddetlendi ve onlarla harp etti. Hz. Peygamber olayi duyunca çok üzüldü.
Hz. Ali'yi bu hatayi telâfi ile görevlendirdi. Hz. Ali Benu Huzeyme'ye giderek öldürülenlerin
diyetini ödeyip magdur olanlarin zararlarini telâfi etmisti. Huneyn gazasinda müslümanlar
bir ara bozulup dagildilar. Sayilari binleri buldugu halde içlerinden ancak birkaç
kisi sabredip dayanabildi. Hz. Ali bu savasta yalniz sabirla tahammül etmekle kalmayarak
gösterdigi yigitlik ve kumandanlikla islâm ordusunun kendi safinda toparlanmasini
sagladi. Resulu Ekrem hicretin 9. yilinda Tebük seferine çikarken Hz. Ali'yi ehl-i
beytin muhafazasi için Medine'de birakti, ancak bu sefere katilamadigi için müteessir
oldu. Bunun üzerine Resulullah: "Musa'ya göre Harun ne ise, sen bana karsi o olmak
istemez misin?" dedi. Ali, bu iltifattan çok memnun oldu. Berae suresinin ayetleri
nazil olunca, Resulullah Hz. Ali'yi Mekke'ye gönderdi. Bu suretle hiçbir müsrikin
artik Kâbe-i serîfi bundan sonra haccedemeyecegini bildirdi. bundan sonra haccedemeyecegini
bildirdi. Yemen bölgesinin islâm'a girmesi zordu. Görev yine Ali b. Ebi Talib'e
verildi. Hz. Ali "Bu çok güç bir is" dedi. Resulullah da "Ya Rabb, Ali'nin dili
tercümani, kalbi hidayet nurunun memba olsun" diye dua edince, Ali, siyah bir bayrak
alarak Yemen'e gitti, kisa süren irsadlari sayesinde Yemen'in bütün Hemedan kabilesi
müslüman oldu. Hz. Peygamber'in vefati sirasinda, hücresinde bulunanlarin basinda
geliyordu. Hz. Ebu Bekir halife seçildigi sirada Hz. Ali Resulullah'in hücresinde
tekfin ile mesgul idi. Hz. Ömer devrinde devletin bütün hukuk isleriyle ilgilenip
adeta islâm devletinin bas kadisi olarak görev yapti. Hz. Ömer'in sehâdeti üzerine
yine devlet baskanini seçmekle görevlendirilen alti kisilik sûra heyetinde yer alip,
bu alti kisiden en sona kalan iki adaydan biri oldu. Hz. Osman'in hilâfeti döneminde
idarî tutumdan pek memnun olmamakla birlikte islâm devletinin muhtelif vilâyetlerinden
gelen sikayetleri hep Hz. Osman'a bildirmis ve ona hâl çareleri teklif etmisti.
Hz. Osman'i muhasara edenleri uzlastirmak için elinden gelen gayreti sarfetti. Hz.
Osman'in sehâdetinden sonra islâm'in ileri gelen sahsiyetleri ona bey'at ettiler.
Ancak onun bu dönemi Allah'in bir takdiri olarak son derece karisik bir dönem oldu.
Hilâfete geçtiginde hâlledilmesi gereken bir çok problemle karsi karsiya kaldi.
Bu karisikliklar Cemel ve Siffin gibi iç çatismalari dogurdu. islâm devleti bünyesindeki
bu ihtilâflari giderme konusunda büyük fedakârlik ve gayretler gösterdi. Nihayet,
Kûfe'de 40/661 yilinda bir Hârici olan Abdurrahman b. Mülcem tarafindan sabah namazina
giderken yaralandi. Bu yaranin etkisiyle sehid oldu. Hz. Ali devamli olarak Hz.
Peygamber (s.a.s.)'in yaninda bulundugu için Tefsir, Hadîs ve Fikihta sahabenin
ileri gelenlerindendir. Hatta Resulullah'in tabiri ile "ilim beldesinin kapisi"
olarak ümmetin en bilgini idi. Hz. Peygamber yolunda insanlari hakka iletmek için
büyük gayretler sarfetmis ve hilâfet dönemi iç karisikliklarla dolu olmasina ragmen
islâm'in ögretilmesi ve ögrenilmesi hususunda büyük katkilari olmustu. Medine'de
duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline aldiktan sonra ögretim için merkezde
bir okul kurdu. Arapça gramerin ögretilmesini Ebu Esved ed-Düeli'ye, Kur'an okutma
ve ögretme isini Abdurrahman esSülemi'ye, Tabiî ilimler konusunda ögretmenlik görevini
Kümeyl b. Ziyâd'a verdi. Arap edebiyati konusunda çalisma yapmak üzere de Ubade
b. esSamit, ve Ömer b. Seleme'yi görevlendirdi. Devlet yönetimi ve hizmetlerini;
maliye, ordu, tesrî ve kaza gibi bölümlere ayirarak yürütüyordu. Malî isleri, dagitma
ve toplama diye iki kisma ayirmazdi. Ümmetin malini ümmete dagitirken de son derece
titiz davranirdi. Kendisine bir pay ayirma noktasinda gayet dikkatli olup, kimsenin
hakkina tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idi. Kendisini Kûfe'de görenler, kisin
sogugunda ince bir elbisenin altinda tir tir titreyerek camiye gittigini aktarirlar.
Devlet yönetici ve memurlarinin nasil davranmalari gerektigi konusunda su yönetmeligi
hazirlamisti. 1. Halka karsi daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir
canavar gibi davranmayin ve onlari azarlamayin . 2. Müslüman olsun olmasin herkese
ayni davranin. Müslümanlar kardesleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir
insandir. 3. Affetmekten utanmayin. Cezalandirmada acele etmeyin. Emriniz altinda
bulunanlarin hatalari karsisinda hemen öfkelenip kendinizi kaybetmeyin . 4. Taraf
tutmayin, bazi insanlari kayirmayin. Bu tür davranislar sizi zulme ve despotluga
çeker. 5. Memurlarinizi seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemis ve devletin suçlarindan
ve zulümlerinden sorumlu olmamis bulunmalarina dikkat edin. 6. Dogru, dürüst ve
nazik kisileri seçin ve çikar ummadan ve korkmadan aci gerçekleri söyleyebilenleri
tercih edin. 7. Atamalarda arastirma yapmayi ihmal etmeyin. 8. Haksiz kazanç ve
ahlâksizliklara düsmemeleri için memurlariniza yeterince maas ödeyin. 9. Memurlarinizin
hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiginiz samimi kisileri kullanin.
10. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin. 11. Halkin güvenini kazanin
ve onlarin iyiligini istediginize kendilerini inandirin . 12. Hiç bir zaman vaadinizden
ve sözünüzden dönmeyin. 13. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gereken önemi gösterin,
fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yigmalarina izin vermeyin. 14. El islerine yardim
edin; çünkü bu yoksullugu azaltir, hayat standardini artirir. 15. Tarimla ugrasanlar
devletin servet kaynagidir ve bir servet gibi korunmalidir. 16. Kutsal görevinizin
yoksul, sakat ve yetimlere bakmak oldugunu hiç aklinizdan çikarmayin. Memurlariniz
onlari incitmesin, onlara kötü davranmasin. Onlara yardim edin, koruyun ve yardiminiza
ihtiyaç duyduklari her zaman huzurunuza çikmalarina engel olmayin . 17. Kan dökmekten
kaçinin, islâm'in hükümlerine göre öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.
Hz. Ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uygulayan bir halifeydi. Bes yillik
halifeligi çok önemli olaylarla, savas ve sikintilarla geçmisti. Fitnelere karsi
sonuna kadar dogru yoldan sabirla mücadele etmek istedi sonunda sehid oldu. Hz.
Ali Islâm'in bütün güzelliklerine vakifti. Çünkü o, Resulullah'in daima yaninda
bulunmustu. Vahiy kâtibiydi, hâfiz, müfessir ve muhaddisti. Hz. Peygamber'den bes
yüzden fazla hadis rivayet etti. Ahkâmin nazariyatindan çok amelî keyfiyetine bakardi:
"Halka anladiklari hadisleri söyleyiniz. Allah ile Peygamber'in tekzip edilmesini
ister misiniz?" (Buhârî, ilim) demistir. Hz. Ali'nin, Hz. Fâtima'dan Hasan, Hüseyin,
Muhsin adli ogullari ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adli kizlari oldu. Hz. Ali âbid, kahraman,
cesur, iyilikte yarisan, takva sahibi ve son derece cömertti. Medine'de müslümanlarin
durumu düzeldikten sonra, Hz. Ali de bir hizmetçi almaya karar verip, Resulullah'a
gitti. Resulullah kiziyla damadinin arasina girerek: "Ben size hizmetçiden daha
hayirlisini haber vereyim. Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhamdülillah,
otuzüç kere de Subhanallah deyin" buyurdu. Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri
olan Hz. Ali ile ailesi sofraya oturduklari sirada kapilarina bir dilenci geldi,
onlar da yemegi dilenciye verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen
bir esire yemeklerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra su ayet-i kerime
indi: "süphesiz en iyiler mizaci kâfur olan bir tastan içerler. Allah'in kullarinin
tasira tasira içecegi bir kaynak. Adagi yerine getirirler ve serri yaygin olan bir
günden korkarlar. içleri çektigi hâlde yiyecegi, miskine, yetime ve esire yedirirler.
'Biz sizi ancak Allah'in rizasi için doyuruyoruz, sizden bir karsilik ve tesekkür
beklemiyoruz. Dogrusu biz oldukça asik suratli zorlu bir günden dolayi Rabbimizdan
korkuyoruz' derler. Allah da bu günün serrinden onlari korur. Onlara parlaklik ve
sevinç verir." (Insan, 5/11) Hz. Ali'nin "Zülfikâr" adi verilen meshur bir kilici
vardi. Kilicin agzi iki çatalli idi ve Hz. Ali'ye Resulullah tarafindan hediye edilmisti.
Hz. Ali'nin cömertligi, insanîligi, Resulullah'a olan yakinligiyla edindigi büyük
manevî miras onu yüzyillardir halk inançlarinda destani bir kisilige büründürmüstür.
Bir gün onun dört dirhemi vardi. Birini açiktan, birini gizliden birini gündüz,
birini de gece infak etti ve hakkinda su ayet-i kerime indi: "Mallarini gece ve
gündüz, gizli ve açik olarak infak edenler. Onlar için Rabbleri katinda karsiliklari
vardir ve üzülecek de degillerdir." (el-Bakara, 2/274). Hz. Ali'nin peygamberimizden
rivayet ettigi bazi hadis-i serifler: "Günah isleyen biri pisman olur, abdest alir
namaz kilar ve günahi için istigfar ederse Allah'u Tealâ Nisâ suresinde 'Biri günah
isler veya kendine zulmeder sonra pisman olup Allah'u Teâlâ'ya istigfar ederse Allah'u
Teâlâ'yi çok merhametli ve af ve magfiret edici bulur' buyurmaktadir." "Üzerinde
farz namaz borcu olan kimse, kazasini kilmadan nafile kilarsa bos yere zahmet çekmis
olur. Bu kimse, kazasini ödemedikçe Allah'u Teâlâ onun nafile namazlarini kabul
etmez. " "Malinizin zekâtini veriniz. Biliniz ki, zekâtini vermeyenlerin bunu vazife
kabul etmeyenlerin namazi, orucu, hacci ve cihadi ve imani yoktur. " Peygamberimiz
(s.a.s.) Hz. Ali'ye buyurdu: " Ya Ali, altiyüzbin koyun mu istersin, yahut altiyüzbin
altin mi veya altiyüzbin nasihat mi istersin ? " Hz. Ali dedi: "Altiyüzbin nasihat
isterim." Peygamberimiz buyurdu: "su alti nasihate uyarsan altiyüzbin nasihata uymus
olursun: 1. Herkes nafilelerle mesgul olurken sen farzlari ifa et. Yani farzlardaki
rükünleri, vacipleri sünnetleri, müstehaplari ifa et. 2. Herkes dünya ile mesgul
olurken sen Allah'u Teâlâ'yi hatirla. islâm'a uygun yasa; islâm'a uygun kazan; islâm'a
uygun harca. 3. Herkes birbirinin ayibini arastirirken sen kendi ayiplarini ara.
Kendi ayiplarinla mesgul ol. 4. Herkes dünyayi imar ederken sen dinini imar et,
zinetlendir. 5. Herkes halka yaklasmak için vasita ararken, halkin rizasini gözetirken
sen Hakk'in rizasini gözet; hakka yaklastirici sebep ve vasitalari ara. 6. Herkes
çok amel islerken sen amelinin çok olmasina degil, ihlasli olmasina dikkat et."
Hz. Ali buyurdu: "Kisi dili altinda saklidir. Konusturunuz, kiymetinden neler kaybettigini
anlarsiniz." "Insanin yaslanip Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsiz
Cennet'e girmesinden daha hayirlidir. " "Kul ümidini yalniz Rabbi'ne baglamali ve
yalniz günahlari kendini korkutmalidir. " "Cahil, bilmedigini sormaktan utanmasin.
Âlim, içinden çikamayacagi bir meselede en iyisini Allah'u Teâlâ bilir' demekten
sakinmasin." "Sizin için korktugum seylerin en basinda, nefsinin istegine uymak
ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alikoyar; ikincisi ise ahireti
unutturur. " "Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkini verebilmek, her halde
Allah'u Teâlâ'yi hatirlayabilmek, kardesine bol bol ikramda bulunabilmektir. " "Takva,
hataya devami birakmak; aldanmamaktir . " "Kalpler, kaplara benzer. Hayirli olani,
hayirla dolu olanidir." "Bana bir harf ögretenin kölesi olurum. " Hz. Ali bu ümmetin
en ileri gelenlerinden biri olarak isllâm'in bize kadar gelmesinde büyük rolü olan
sahabelerdendir
|

Kerbela günümüzde Irak sinirlari içinde yer alan* cografi bir terimdir. Kerbela’yi
önemli kilan Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oglu üçüncü Imam Hüseyin’in 680’de
Emevi halifesi Muaviye oglu Yezid’in askerleri tarafindan Kerbela’da sehit edilmesidir.
Bu insanlik disi katliam tarihe "Kerbela Olayi" olarak geçmistir. Kerbela olayi
aradan asirlar da geçse unutulmayacak kadar derin, anlamli, ögreticidir. Kerbela,
iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalin, karanlik ile aydinligin
hesaplasmasidir. Imam Hüseyin burada kutsalligi, mazlumu, aydinligi temsil etmektedir.
(*= Imam Hüseyin’in sehit edildigi ve Türbesinin bulundugu kenttir.) KERBELA OLAYI
NASIL GELISTI Kerbela Olayi’nin kökeni Hz. Peygamberin veda haci’na ve yazilmayan
vasiyetine kadar gider. Bilindigi gibi Hz. Muhammed peygamberligini açikladiktan
sonra Islamiyet hizla gelisti. Bu gelisme Mekkeli müsrikleri telaslandirdi. Onlar
Hz. Muhammed’e olmadik engeller çikardilar. Hz. Muhammed bütün bu engelleri asti.
Hz. Muhammed bütün bu müsriklerin, putperestlerin çikardigi sorunlar ve engellerle
mücadelede en büyük yardimi Hz. Ali’den görüyordu. Hz. Ali Peygamberin yaninda egitim
almis, Islamiyet’i ilk kabul etmis ve ayni zamanda Peygamberin kizi Hz. Fatma ile
evlenerek Peygamberin soyunun sürdürücüsü olmustu. Hz. Ali Kuran’da geçen ve onlarca
hadiste geçen Ehlibeyt’tendir. Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demektir. Ehlibeyt
Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den olusmaktadir. Hz.
Muhammed’in Medine’ye hicretinden sonra Islam dini gelismeye devam etti. O kadar
gelisti ki, Mekkeli putperestler bile Müslüman oldular. Iste bu putperestlerin içinde
Mekke’nin en zengin kisilerinden biri olan Ebu Süfyan da vardi. Ebu Süfyan ve benzerleri
Islam’a Peygambere inandiklari için Müslüman olmadilar. Onlar gelisen Islamiyet’in
maddi degerlerine sahip olmak için Müslüman oluyorlardi. Hz. Muhammed bütün bunlari
görüyor ve ona göre de önlem aliyordu. Hz. Muhammed çok açik bir sekilde kendisinden
sonra Müslümanlarin önderinin (Halifesinin) Hz. Ali olmasi gerektigini beyan etmistir.
Ama bütün bunlar hiçe sayildi. Hz. Muhammed’in vefatindan sonra bu eskinin putperest,
müsrik bezirganlari bir ara geçis dönemi hazirladilar. Bu dönemde sirasiyla Ebubekir,
Ömer ve Osman halife oldular. Daha sonraki dönemde ise Hz. Ali halife oldu. Hz.
Ali’nin halifeligi daha bastan engellenmis ve onun asagilanmasi, yigitliginin, fedakârliginin
basitlestirilmesi saglanmisti. Hz. Ali bütün bu oyunlara karsi dogru bildigi Hak
yolundan sasmamis, dünya malina, paraya pula tamah göstermemisti. Hz. Ali kendisine
yapilan onca haksizliga karsin sabir göstermis, Islam toplumunun içine nifak sokulmasin
diye, kan dökülmesin diye insanlari dogruluga davetini sürdürmüstür. Ama ne yazik
ki, Hz. Ali’nin bütün bu çabalarina karsin dünya malina tamah gösterenler, gözünü
iktidar hirsi bürümüs olanlar bunu anlamiyordu. Nitekim Ebu Süfyan oglu Muaviye
yaptigi bin bir dalavere ve haksizlikla kendisini halife ilân ediyordu. Islamiyet’i
bir iktidar araci olarak görüyordu. Muaviye Hilafeti de babadan ogula geçecek bir
kurum olarak sekillendiriyordu. Muaviye dönemindeki Emevi saltanati salt Hilafet
için degil, ayni zamanda kendi iktidarlarina hizmet edecek bütün din disi gelenekleri,
töreleri, adetleri din adina kurallastiriyor, kurumlastiriyordu. Hz. Ali ve Ehlibeyt
var gücüyle bütün olumsuzluklari gidermeye çalisiyor, insanlari gerçege davete devam
ediyorlardi. Ama Muaviye acimasizdi. Hz. Ali sehit ediliyor, ardindan ikinci imam
Hasan zehirlettirilerek sehit ediliyordu. Bu arada Muaviye ölüyor, yerine oglu Yezid
geçiyordu. Yezid kendi iktidari için Imam Hüseyin’i tehlikeli görüyordu. Çünkü Imam
Hüseyin Ehlibeyttendir. Yani Hz. Peygamberin torunu, Hz. Ali’nin ogluydu. O, dogrulugun,
hakkin, adaletin, gerçeklerin yilmaz savunucusuydu. Bu arada Emevi saraylarinda
din disi ne varsa din adina mesru gösteriliyordu. Halk isyan ediyor ama Emevilerin
kurdugu askeri teskilat halka göz açtirmiyordu. Iste Küfe halki da baskilardan bikmisti.
Küfeliler her gün Imam Hüseyin’e davet üstüne davet gönderip, kendisini halife olarak
kabul ettiklerini belirtiyorlardi. Imam Hüseyin engin öngörüsüyle Küfelilerin ihanet
edebileceklerini biliyor buna karsin kendi sorunlulugunun geregini yerine getirecegini
söylüyordu. Ve Imam Hüseyin yakin aile çevresi ile Küfe’ye varmak için yola çikiyordu.
Emevi saltanatinin sürdürücüsü lanetli Yezid bu durumu haber aliyor ve önüne engeller
çikariyor, onu öldürmek için planlar kuruyordu. Yezid ve taraftarlari Küfelilerden
Hz. Hüseyin taraftarlarini baski altina aldilar. Bazilarini ise rüsvetle ve çesitli
vaatlerle Imam Hüseyin’den bagliliklarini vazgeçirdiler. Imam Hüseyin’in ailesi
yaklasik 70 kisiden olusuyordu. Buna karsin Yezid’in ordusu ise binlerce kisiden.
Yezid’in komutanlari, Imam Hüseyin’e Yezid’e biat etmesini ve böylelikle onu birakacaklarini
söylediler. Imam Hüseyin asla zalime biat etmeyecegini, boyun egmeyecegini ve gerekirse
bunun için sehit olacagini defalarca tekrarladi. Imam Hüseyin dedigi gibi yapti
ve Yezid’e biat etmeyerek, onurlu bir sekilde direnerek sehit düstü. Kerbela Olayi
Islam’da saflari netlestirmistir. Zalime asla biat edilmeyecegini göstermistir.
Alevilik inancinda Kerbela Olayi büyük bir öneme haizdir. Aleviler dünyanin neresinde
olurlarsa olsunlar, adlari ne olursa olsunlar, Hz. Hüseyin’e baglidirlar. Onun için
oruç tutarlar, yas tutarlar. Onun çektigi acilari bir nebze de olsa hissetmek için
çile çekerler. Aleviler sadece yas tutarak Imam Hüseyin’i anmazlar. Ayni zamanda
ondan her defasindan bir seyler ögrenirler. Dünya döndükçe, insanlar varoldu kça
Kerbela unutulmayacak. IMAM HÜSEYIN Imam Hüseyin, milâdî takvime göre, 625 (626)
Medine’de dogmustur. 10 ekim 680’de Kerbelâ’da sehit edilmistir. Imam Hüseyin, Islâm
peygamberi Hz. Muhammed’in torunudur. Birinci imam Hz. Ali’nin oglu ve ayni zamanda
üçüncü imamdir. Imam Hüseyin, yasantisiyla, davranislariyla, cesaretiyle sadece
Islâm âleminde degil, bütün insanlik için görkemli bir abidedir. Imam Hüseyin’in
yasadigi dönemde zalim Emevi egemenligi hüküm sürüyordu. Emevi iktidarini kurumlastiran
Muaviye, Imam Hüseyin’in babasi Hz. Ali’yi ve abisi ikinci Imam Hasan’i kendi iktidari
için tehlikeli görmüs ve binbir entrikayla onlari sehit etmisti. Muaviye ölünce
yerine oglu Yezid’i tayin etmisti. Ogul Yezid’te babasinin kanli iktidarini korumak
istiyordu. Muaviye, Hz. Peygamberle yillarca savasmis olan, Mekkeli müsriklerin
önderi olan bir ailedendi. Hz. Peygamberin hicretinden sonraki dönemde Islâmiyet’in
gelismesi ile beraber bu aile artik Müslümanlari yenemeyecegini görünce takkiye
yaparak Islamiyet’i seçmislerdi. Oysa bilinir ki; bu ve benzer ailelerin amaci gelisen
Islâmiyet’in degerlerine sahip olmakti. Bunlar bu amaçla Islâmiyet’i benimsiyorlardi.
Dolayisiyla Islâmiyet’in ilk temsilcileri olanlari, yani gerçek Müslümanlari saf
disi birakiyorlardi. Bu müsrikler günümüze degin sürecek bir çatismanin tohumlarini
o zaman basariyla ektiler. Iste sevgili Imam Hüseyin, böylesi bir çagda ya dedesinin,
babasinin ve abisinin yolunda gidecekti, yani Hak yolunu bütün zorluklarina ragmen
taviz vermeden savunacakti, ya da müsriklerin temsilcisi Yezid’e boyun egip, biat
edecekti. Imam Hüseyin, Emevi iktidarinin halki baski ve zulüm altinda inlettigi
bu dönemde Küfe kentindeki halktan bir davet aldi. Bu davette Küfeliler artik Yezid’in
zulmünden biktiklarini ve kendisini önder (Halife) olarak kabul ettiklerini belirtiyorlardi.
Imam Hüseyin insanlari dolayisiyla Küfelileri iyi taniyordu. Ve giderse basina neler
gelecegini biliyordu. Bütün bunlara ragmen Imam Hüseyin kendisine bagli ailesi ve
bir grupla Küfe sehrine dogru yola çikti. Imam Hüseyin`in yola çiktigini haber alir
almaz hemen planlara baslayan Yezid, onu durdurmanin ve kendisine biat ettirmenin
yollarini aradi. Yezid 5 (bes) bin kisilik bir orduyla Kerbelâ çölünde Imam Hüseyin’e
pusu kurdu. Ordunun komutanlari, Imam Hüseyin’e Yezid’e biat ettigini beyan etmesini
istediler. Imam Hüseyin Yezid’e boyun egmekten ve onun kanli zulüm iktidarini tanimaktansa
sehit olmayi yegledigini kararlilikla Yezid’in gözlerini para hirsi bürümüs askerlerine
ve korkup sözlerinin arkasinda durmayan Küfelilere haykirdi. Bundan sonrasi dünyanin
gördügü en haksiz savaslardan biriydi. Bir tarafta Islâmin peygamberinin torunu,
diger tarafta kanli iktidarin temsilcileri. Imam Hüseyin’in gücü 72 kisiydi. Yezid’in
askerleri ise 5 000. Imam Hüseyin ve arkadaslari serefli bir sekilde Yezid’in askerlerine
karsi direndiler. Ama güç dengelerinin esitsiz oldugu bu savasta yenildiler. Imam
Hüseyin aldigi onlarca kiliç ve ok darbesi sonucu yarali düstü. Yezid’in askerleri
vahsete doymuyordu. Ve Yezid’in komutanlarindan Simr Imam Hüseyin`in mübarek basini
keserek bir tepsi içinde Sam’daki sarayinda Yezid’e sundu. Daha sonra sevgili imamin
basi Sam sokaklarinda gezdirildi. Tarihe Kerbelâ olayi olarak geçen bu hadise Islâm
aleminde saflari netlestirmisti. Imam Hüseyin sadece yasantisiyla degil, sahadetiyle
bütün insanliga bir mesaj vermistir. Imam Hüseyin bir semboldür. Yigitligin, fedakârligin,
mazlum olmanin sembolü. Imam Hüseyin, verdigi mesajda sonu ne olursa olsun asla
ama asla Yezid’e, dolayisiyla zalime ve onun zulmüne boyun egmeyecegini bütün dünyaya
sahadetiyle kanitlamistir. Insanlik var oldukça Imam Hüseyin var olacaktir. EHLIBEYT
Anlam olarak Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demek. Bu aile Hz. Muhammed, Hz. Ali,
Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den olusmaktadir. Alevi inancinin temelini Ehlibeyt
sevgisi ve bagliligi olusturuyor. Ehlibeyt’in kutsalligi ve masumlugu Kuran’da söyle
geçiyor: Ahzap suresi 33. Ayet "Ey Ehlibeyt, Tanri sizi her türlü kirden arindirdi
ve sizin tertemiz kalmanizi diler". Yine sevgili Peygamberin Ehlibeyt için söyledigi
hadisler var. Iste bu hadislerden bir kaçi: • Kuran ve Ehlibeyt ikizdir. • Ey halk,
biliniz ki bende insanim. Allah’in daveti bana yakinda gelecektir. Bende onu kabul
edecegim. Iste ben size iki mühim ve en degerli emaneti miras birakiyorum. Bunlardan
birincisi Kuran, ikincisi benim Ehlibeyt’imi. Allah’in huzurunda size Ehlibeyt’imi
tavsiye ediyorum. Allah’in huzurunda size Ehlibeyt’imi tavsiye ediyorum. Allah’in
huzurunda size ehlibeytimi tavsiye ediyorum. • Bana ve Ehlibeyt’ime Selatü selam
getirmeyenin duasi kabul olmaz. • Benim sefaatim, ümmetimden Ehlibeytimi sevenleredir.
• Ehlibeytim Nuh un gemisine benzer, ona sarilan ebedi kurtulusa erer. Kim binmezse
helâk olur. • Ey insanlar, Allah’i kendi nimeti ile sizi besledigi için seviniz.
Beni de Allah’a olan muhabbetinizle seviniz. Ehlibeyt’imi de bana olan muhabbetle
seviniz. • Her seyin bir esasi, bir temeli vardir. Dinin esasi da Ehlibeytimdir
ve onlara muhabbettir. • Ehlibeyt’ime eziyet eden, Allah’a eziyet eder. Bütün bu
hadislerden anlasilacagi üzere Hz. Peygamber ümmetine Ehlibeyti’ne uymayi emretmistir.
Ama maalesef ümmetinden bazilari dünya malina tamah gösterip Ehlibeyt’e her türlü
düsmanligi yaptilar. Hz. Hasan’i zehirlediler, Hz. Hüseyin’i Kerbela’da sehit ettiler.
Ama sevgili peygamber olacaklari görmüs ve ümmetine söyle seslenmistir: "Yahudiler
71 firkaya bölündüler, Hiristiyanlar 72 firkaya bölündüler, sizlerse (Müslümanlar)
73 firkaya bölüneceksiniz. Ama bu 73 firkanin içinde sadece bir tanesi dogru yolu
bulacaktir. O da benim Ehlibeyt’ime uyanlar olacaktir." Fazla söze gerek yok. Her
sey ortada. Ehlibeyt’e muhabbet ve baglilik ibadettir.
|
|
Şu Ana Kadar Sitemizi Ziyaret Edenlerin Sayısı [102761]
|
|
|