|
İlçe merkezinin güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine
55 Km
. lik mesafede bulunan Akdere Köyü, ismini köyün içinde geçen Hurman Çayı’nın kaynağı
olan bir dereden almaktadır. Suyunun beyaza yakın, berrak ve temiz bir renkte olmasından
dolayı bu ismi almıştır. Akdere Köyü’nün Avşargeçe ve Karamuklu adında iki tane
mezrası bulunmaktadır. Yazyurdu Nahiyesi’ne bağlı bulunmaktadır. Akdere köyünün
hudutları; Başören köyü ile hududu, kızlar gediği, kahve pınarı çal ve karataş.
Güllübucak köyü ile sınırı, Mahkenli taş çamlar gediği şerefli ve camili pınar.
Bozhüyük köyü ile sınırı, Camiliyurt köyü sınırının bitim noktası olan Tersakan
mezrasından gelen patika yol, Yaylacık boğazı, sado tepesi, aptal pınarı tepesi,
çamurlu pınar, yıkılhan tepesi, geneci hayması, kızılsehen hurman çayı. Deveçayır
köyü ile sınırı, kırmızı sekisinin başı. Akdere Köyü, tarihi Hurman Kalesi’ne yakın
bir mesafede bulunmaktadır. Hurman Kalesi de bilindiği gibi çok eski çağlardan beri
yerleşim alanı olmuş bir mıntıkadır. Akdere Köyü’nün Bozhüyük tarafından bir kale
bulunmaktadır. Yine burada tarih öncesi çağlardan kalmış olan su sarnıcı bulunmaktadır.
Burada 42 tane oyulu taşlardan yapılmış basamaklar bulunmaktadır. Kale ardı da denilen
yazı mevkiinde eski bir yerleşim alanı bulunmaktadır. Burada eski çağlara ait birtakım
hüyükler vardır. Akdere Köyü halkının bir kısmı Atmalı Aşireti’ne mensupturlar.
Bir kısmı Avşar Oymağına mensup bulunurken bir kısmı atmalı aşiretine mensupturlar.
Gürünlü Şairlerden Hamit Bölücek (1936- ) bu köyden doğmuştur. Osmanoğulları (Bölücek+Çoban)
Ankara’nın Haymana Bölgesinden gelmişlerdir. Siniklioğulları (Şahin) Malatya’nın
Arapkir Şöttükler’de gelmişlerdir. Savranlar (Yaman+Savran), Maraş İli Savran bölgesinden
gelerek buraya yerleşmişlerdir. Avşarlar (Akdere), Adana bölgesinden gelerek buraya
yerleşmişlerdir. Dumanlar (Duman+Akpınar), Malatya’nın Dumanlı bölgesinden gelmişlerdir.
Kunnalar (Koyun+Dal), Malatya’nın Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Keloğlanlar
(Kör), Elbistan’ın Nurhak bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Erdoğanlar(Erdoğan),
Malatya İli Develi’nin Doğanlar Köyünden gelmişlerdir. Tatlılar (Tatlı) Maraş İli
Afşin İlçesi tatlı Köyünden gelmişlerdir. Tussuklar (Kala), Maraş Bölgesinden gelmişlerdir.
Şıhaliler (Kara), kayseri İli Sarız Bölgesinden gelmişlerdir. Silolar (Asılı), Maraş
İli Koçovası bölgesinden gelmişlerdir. Cumolar (Uz) Sivas ili Şarkışla İlçesi Şuguk
Köyü’nden gelmişlerdir. Sarıkayalar (Sarıkaya), Afşin Koçovası bölgesinden gelmişlerdir.
İsmail Akdere, Hüseyin Bahçe, Muslu Akdere, Seydi Savran, Mehmet Söğüt, Ali Şahin,
İsmail Erdoğan(1994-2000) köy muhtarlığı yapmışlardır. Akdere Köyü’nün içme suyu
sorunu vardır. Köyde çok miktarda su bulunmuş olmasına rağmen içme suyu sorunu yaşanmaktadır.
Kapalı su şebekesi yapılarak evlere içme suyu verildiği takdirde bu sorun çözümlenmiş
olacaktır. Akdere Köyü’nün en büyük sorunlarından birisi de yol sorunudur. İlçe
merkezine
55 km
.’lik mesafede bulunan Akdere Köyü’nün
25 km
.’lik bölümü asfalt, geri kalan
30 km
.’lik bölümü ise asfalt yapılmamıştır. Stabilize olduğu için kış aylarında tamamıyla
kapanmakta ve ulaşım sorunu büyük ölçüde yaşanmaktadır. Bir an önce bu yolun asfaltlanması
gereklidir. Elektrik 1983 yılında telefon 1986 yılında getirilmiştir. Köyde Sağlık
Ocağı yoktur. İlkokul vardır ve lojmanlı olarak devlet tarafından yapılmıştır. öğrenci
yetersizliğinden kapanmış durumdadır. Köy camiisini köy halkı imece usulüyle yapmıştır.
Camiinin lojmanı yoktur. Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Son
yıllarda bu geçim kaynağı çok gerilemiş durumdadır. Köydeki tarım ve hayvancılığı
tekrar canlandırmak için birtakım önlemlerin alınması şarttır. Ayrıca köyde çok
güzel alabalık yetiştirilmiş olduğu için alabalık üretimi konusunda devlet tarafından
yeterli teşviklerin yapılması da şarttır. Eskiden olduğu gibi el sanatlarının (Kilim
ve halıcılık) yeniden canlandırılarak ev ekonomisine girdilerin sağlanması için
köylüye bu konuda gerekli teşvikin yapılarak desteklenmesi şarttır. Aksi takdirde
gittikçe boşalmakta olan köylerimizde birisine Akdere Köyümüz de katılacaktır. Köy
halkından birçoğu Adana, Ankara, Sivas, Bursa, İstanbul, İzmir, Payas vb. gibi büyük
şehirlere giderek yerleşmiş bulunmaktadırlar. 1960 yılında 110 hane iken 1997 yılı
itibariyle 28 hane olan Akdere Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - -
1940 - - -
1945 - - -
1950 - - 325
1955 180 167 347
1960 198 202 400
1965 165 159 329
1970 193 176 369
1975 190 162 352
1980 169 165 334
1985 147 126 273
1990 87 121 208
1997 63 70 133
Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde
yer alan, ilçe merkezine
45 km
. lik mesafede bulunan Akpınar Köyü, ismini köyün üst yanında bulunan Akçeşme (Akpınar)
den almaktadır. Buranın taşı ak (beyaz) ve suyunun berrak olmasından dolayı bu ismi
almıştır. Daha önceki yıllarda Beypınar Köyü’nün mezrası iken, daha sonraları muhtarlık
olmuştur. Akpınar köyünün hudutları: Akpınar köyünün doğusunda bulunan komşusu Yolgeçen
köyü ile hududu; Arap Saliminin önündeki hüyük ve Muharrem Toprak, Zimel toprak
ve Hacı Çavuş tarlaları. Batısındaki komşusu Camiliyurt köyü ile hududu; çetin dere
başı gedik ve mazı kıran Hıdonun ağıl yeri ve emik koyağı ve büyük hüyük ve büyük
güney. Kuzeyindeki komşusu Beypınar köyü ile sınırı; Şeyh Hamit tarlası yarış yeri
yazısı yol ve çerkez yolu ve dağlağanın burnu. Güneyindeki komşusu Deveçayır köyü
ile hududu; Deveçayır köyüne giden ve değirmene giden yol. Akpınar Köyü, Sivas Kongresine
Gürün Delegesi olarak katılmış olan Mehmet Bey’in kardeşi Dilaver Bey’in Çiftliğiydi.
Burada yaşayan halk, bu köye daha sonradan gelerek yerleşmişlerdir. Akpınar Köyü
ile Beypınar Köyü arasında bulunan Kuruova mevkiinde, üç adet tarihi hangi dönemle
eşitlenmiş olduğu tam olarak bilinemeyen Tümülüs (Hüyük) ler bulunmaktadır. Beypınar
Köyü ile Akpınar Köyü arasında yariı yeri denilen eski boy beyleri arasında yarışların
yapıldığı tarihi bir yer bulunmaktadır. Sari çiçek mevkiinde eski yerleşim alanları
bulunmaktadır. Bu eski yerleşim yerlerinden anlaşıldığına göre, Akpınar Köyü’nün
tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Köyde Dedeler olarak bilinen hane “Yılanocağı”olarak
bilinmektedir. Köy ilkokulu, 1968 yılında lojmanlı olarak yapılmıştır. Elektrik
1981 yılında, telefon 1987 yılında getirilmiştir. YSE tarafından köyün içine 3 adet
çeşme yapılmıştır. Ancak köy halkının içme suyu ihtiyacını karşılayamamaktadır.
Kapalı su şebekesi yapılmasıyla, köyün içme suyu sorunu çözüme kavuşturulmuş olacaktır.
Köyün en büyük sorunlarından birisi de yol sorunudur. Köy yolunun Stabilize olan
15 km
.’lik bölümünün acilen asfaltlanması gereklidir. Köy halkının geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır. Son yıllarda tarım ve hayvanlıkla uğraşım azalmış, el sanatları
ise tamamen ölmüş durumdadır. Bu nedenle de köy halkının büyük bir kısmı göç etmişlerdir.
Göç edenler, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. Burada
yaşamakta olan halkın bir kısmı Kangal İlçesi’nin Karagöl Bölgesinden, bir kısmı
da Kangal İlçesi’nin Ağçaşar Köyün’den gelerek buraya yerleşmişlerdir. Yıllara göre
bu köyümüzün nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 54
1940 21 19 40
1945 32 23 55
1950 - - 81
1955 66 85 151
1960 72 95 167
1965 117 106 223
1970 108 98 206
1975 140 129 269
1980 113 128 241
1985 126 112 234
1990 86 98 184
1997 76 63 139
|
Gürün İlçesi’nin güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine
44 km
.’lik mesafede bulunan Başören Köyü, kuzeyde Yolgeçen, kuzeydoğuda Güldede, batıda
Akdere, güneyde Afşin ilçesi’nin Oğlakkaya ve Haticepınarı Köyleri ile sınır bulunmaktadır.
Bilindiği gibi Tohma Havzası’nın bulunduğu bölgeler, Hurman Çayının kaynakları,
tarih boyunca çeşitli kavimlerin birbirleriyle olan mücadelesinin geçmiş olduğu
bölgeler olmuştur. Bu itibarla bilhassa Müslüman Araplarca Avasım ve Süğür adı verilen
uç bölgelerdeki savaşlar, yüzyıllar boyu sürdürülegelmiştir. Bu mücadeleler esnasında
bölgedeki birçok yerleşim yerleri harap olmuştur. Başören Köyü’nde ve çevresinde
bu dönemlere ait birçok ören yeri ve savaş kalıntılarının bulunduğu alanlar bulunmaktadır.
İşte bu dönemlerden beri tahrip edilmiş birçok eski yerleşim yeri olan örenlerin
bu bölgede olması, nedeniyle bu köyümüze Başören adı verilmiştir. Başören Köyünün
Kuzeyinde, Bölücek Dağı, güneydoğusundaki Sansaklı Dağı, güneydeki Tomolar mezrası,
batısındaki Kurudere ve Çoröz Deresi ile Belpınarı mevkiilerinde çeşitli tarihi
dönemlere ait birçok ören yerleri, kaleler gibi tarihi özellikler taşıyan yerler
bulunmaktadır. Başören ile Güldede Köyü arasından, Afşin topraklarına kadar uzanan
Sümer Dikili Taşları, bu bölgenin tarih öncesi çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu
göstermektedir. Belpınarı mevkiinde, bol miktarda mızrak ve ok uçları gibi savaş
malzemeleri bulunmuştur. Başören Köyü’nün batı kesiminde yer alan “Yığma Tepe”mıntıkasında,
hangi döneme ait olduğu kesin olarak bilinmeyen bir hüyük bulunmaktadır. Durak Hasan
adı verilen mıntıkada eski bir yerleşim alanı bulunmaktadır. Bütün bu eski yerleşim
birimleri, tarihi Hurman Kalesine çok yakındır. Yaşlıların rivayetlerine göre, bu
bölgeler Binboğa Dağlarına kadar uzayan tüm sahada büyük ardıç ağaçlarından oluşan
ormanlık alanlar bulunmaktaydı. Sonraki yıllarda bölge halkının bilinçsizce ormanları
yoketmeleri nedeniyle, günümüzdeki erozyon bu bölgede oldukça fazladır. Ardıç ormanlık
alan oldukça azalmış durumdadır. Ardıç orman alanı sadece Başören Köyü’nün bir kısmında,
Camiliyurt Köyünde, Beypınar Köyü’nün batı kesimlerinde, Salyurt Yaylalarından az
bir miktarda kalmıştır. Buradaki ardıç ormanları tarih öncesi çağlardaki Mezapotamya’nın
ahşap ihtiyacının tamamını karşılamaktadır. Bu bölgede kalan günümüzdeki küçük ormanlık
alanlar, o günlerden kalan hatıralardır. Başören Köyü’nün Tomolar (Gelincik), Akdere
adında iki mezrası bulunmaktadır. Akdere mezrası daha sonraki yıllarda Başören Köyün’den
ayrılarak muhtarlık olmuştur. Başören Köyünde İkinci Dünya Savaşı sırasında 1942
yılında kurulan, 1960 yılında kaldırılan askeri bir karakol bulunmaktaydı. Gürün
İlçesi’nin en eski köylerinden birisi olan Başören Köyü’ne ilk olarak gelip yerleşenler
“Siniklioğulları” adıyla bilinen sülaledir. Siniklioğullarından İsmail Ağa, ilk
olarak buraya gelerek yerleşmiştir. Köyün içme suyu ve yol sorunu vardır. Köyün
içme suyu sağlığa pek elverişli olmadığı gibi ihtiyacını da karşılayamamaktadır.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyde dört beş bin adet koyun
bulunmaktadır. Köyün içme suyu ve hayvanları sulamada kullanılacak olan su ihtiyacı,
Çoröz Dereleri ile Hurman Çayının değerlendirilmesiyle mümkün hale getirilmelidir.
Hurman Çayı’nın ıslahı mümkün olduğu takdirde başta Başören Köyü dahil, tüm çevre
köylerin içme suyu ve tarım arazilerinin sulama projesi gerçekleştirilerek bölgenin
su sorunu tümden çözüme kavuşturulacaktır. Stabilize olan köy yolunun asfaltlanmasıyla
da, yol sorunu çözümlenecektir. Köydeki tarım ve hayvancılık mutlaka desteklenmelidir.
Bölge, arıcılık ve besiciliğe elverişlidir. Bu projelerin gerçekleştirilmesiyle
birlikte, yöre halkına ayrı bir ekonomik olanak sağlanmış olacaktır. Eskiden beri
sürdürülegelen kilim ve halıcılık teşvik edilerek desteklenmelidir. Burada dokunmakta
olan kilim ve halılar yurt çapında ve dünya çapında üne kavuşabilecek niteliktedir.
Başören Köyünde Sağlık Ocağı yoktur. Köy ilkokulu 1988 yılında betonarme olarak
yapılmıştır. Köyün Camisi, halk tarafından 1970 yılında ahşap bina olarak yapılmıştır.
Caminin lojmanı yoktur. Başören Köyü’nün Belpınarı mevkiinde krom (C) madeni, Çoröz
Deresinde alçı taşı, Kuru Dere mevkiinde mermer taşı bulunmaktadır. Başören Köyünde
yaşayyan halktan Siniklioğulları (Şahin), Malatya’nın Arapkir ilçesi’nin Saltuklar
Köyünden gelmişlerdir. Kürklüler (Kürklü) Malatya Hekimhan ilçesi Kalmuklar Köyünden
gelmişlerdir. Cumolar (Bölücek) Ankara’nın Aymana bölgesinden gelmişlerdir. Doğanlar
(Doğan) Malatya’nın Akbaba bölgesinden gelmişlerdir. Soyadı (Yılan+Çetin+Kara+ Yıldız)
olanlar da bu bölgelerden gelmişlerdir. Başören Köyünde sırasıyla Kürklü Kürklü,
Mehmet Kürklü, Emin Kürklü, Davut Doğan (1989-1994), Mehmet Şahin (1994) muhtarlık
yapmışlardır. 1960 yılında 100 hane iken 1997 yılı itibariyle 45 haneye düşmüştür.
Başören Köyü’nde göç olayı yoğundur. Köyden göç edenler; İstanbul, Gaziantep, İzmir,
Ankara vb. gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibariyle Gelincik
Mezrasında 5 kadın, 6 erkek toplam 11 kişi yaşamaktadır. Başören Köyünde 130 kadın,
119 erkek toplam 249 kişi yaşamaktadır. 1997 yılına göre 44 hane kalmış olan Başören
Köyü’nün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 417
1945 280 213 493
1950 - - 305
1955 174 155 329
1960 205 218 423
1965 201 228 429
1970 206 261 467
1975 245 256 501
1980 287 285 572
1985 282 255 537
1990 153 206 359
1997 125 135 260
|
|
Gürün İlçesi’nin kuzeybatı kesiminde,
Pınarbaşı ilçesi ile sınır olan, ilçe merkezine
45 kilometre
uzaklıkta bulunan Beypınar Köyü ismini, köyün aşağı kısmındaki Pınar(çeşme)dan almaktadır.
Bu çeşmenin adı Beypınardır. Eskiden oymak beyleri, bu çeşmenin başına bir araya
gelerek ziyafet düzenledikleri için, beylerin pınar anlamına gelen Beypınar adı
verilmiştir. Beypınar Köyü’nün hemen hemen her yerinde pınar/kaynak suları bulunmaktadır.
Çok tatlı ve berrak bir suyu bulunmaktadır. Bu köyümüz, adını bu pınarlardan almış
olduğu da söylenen rivayetler arasındadır. Daha önceki dönemlerde, Akpınar-Beypınar,
Yolgeçen-Beypınar, Göbekören-Beypınar arasında bulunan “Yarış Yeri” mevkiinde obalar
arasında çeşitli yarışmalar, özellikle at yarışları ve güreş müsabakaları düzenlenirdi.
Beypınar Köyü Tohma Havzası’nın bulunduğu bölgenin en yüksek yerinde bulunmaktadır.
Beypınar Köyü Tahtalı Dağları’nın eteğinde ve Göğdeli Yaylası’nın üzerinde bulunmakta
oluşu, Seyhan ve Ceyhan Irmakları’nın kollarının/kaynaklarının aradan çıkmış olması
ve geniş Salyurt Yaylalarına sahip bulunması itibariyle hayvancılık konusunda en
elverişli köylerimizden birisidir. Beypınar Köyü’nün dolayısıyla Tahtalı Dağları’nın
bulunduğu nokta Doğu Anadolu ile Orta Anadolu’yu birbirinden ayıran konumda bulunmaktadır.
Beypınar Köyünün bundan yıllar öncesinde, ardıç ormanıyla kaplı olduğunu yaşlılar
ifade etmektedirler. Beypınar Köyü daha önceki yıllarda Pınarbaşı (Aziziye) ve Elbistan
ilçelerine bağlıydı. Daha sonraki yıllarda Göbekören Nahiyesi ile birlikte Gürün
ilçesi’ne bağlanmıştır. Beypınar Köyünde Kamışlı dere mevkiinde, Hititler dönemine
ait kaya kabartması(Kızoğlan Heykeli) bulunmaktadır. Günümüzde bu kaya kabartmaları
kırılmış bir haldedir. Köyün üst kısmında, tarihin hemen hemen her dönemine ait
birçok alet ve eşya çıkan tarihi bir kale vardır. Tarihi kaynaklarda belirtilen
Hititler dönemindeki Comana/Komana kentinin bu bölgeye yakın olması nedeniyle, bu
köyümüzün çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Beypınar
Köyü’nün üst kısmında bulunan kalede birtakım eski madeni paralar, çanak ve çömlekler
bulunmuştur. Değirmenin önü denilen yerde eski yerleşim alanı ve mezarlar bulunmaktadır.
Burada bulunan ve osmanlı döneminden beri işletilen su değirmenleri varlığını halen
korumaktadır. Yazı mevkiinde eski yerleşim alanı bulunduğu gibi, Dağlağan mevkiinde,
Aksaktaşı mevkiinde tarihi yerler, savaş yerleri ve ziyaret yeri bulunmaktadır.
Salyurt Yaylasında, Göğ Bayram’ın yurdu denilen yerde birçok eski yerleşim yerleri
bulunmaktadır. Tahtalı Dağlarında bulunan bir mağarada ise, çeşitli kaya kabartmaları
ve resimler bulunmaktadır. Beypınar Köyü ile Akpınar Köyü arasında eski devirlere
ait olan üç adet Tümülüs bulunmaktadır. Bu tümülüsler hakkında her hangi bir araştırma
ve kazı yapılamadığından hangi dönemlere ait olduğu kesin olarak bilinememektedir.
Gelin Mezarı ile Çam Mağara bölgelerinde eski yerleşim yerleri ve tarihi kalıntılar
bulunmaktadır. Beypınar Köyünün sınırları içinde, her biri farklı dönemlere ait
olan 13 adet yerleşim yeri bulunmaktadır. Beypınar Köyünün Salyurt/Göğdeli Yaylasında
bulunan ve Sümerler’den kalmış olduğu sanılan dikili taşlar, Çevirme Köyü’ne kadar
uzanmaktadır. Bu dikil taşlar, Kangal İlçesi’ne doğru uzyıp gitmektedir. Bu taşların
eski dönemlerde devletler arası sınırları belirtmiş olduklarını sanıyoruz. İstanbul’da
bulunan Başbakanlık Devlet rşivleri genel Müdürlüğünde 14863 numarada 6. Sayfada
1268/1852 tarihine ait kayıtlarda Karadoruk, İncesu, Kızılveran, Yılanhüyük ve Beypınar
köyleri hakkında bilgiler mevcuttur. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar Türkmenler bu
bölgelere sürüleriyle koyunlarını otlatmaya gelmekteydiler. Zaten bilindiği gibi
Salyurt Yaylası II. Abdülhamit zamanında padişaha ait “has tımarı” idi. Burada askeri
bir kışla bulunmaktaydı. Osmanlı ordusuna at yetiştiren bir hara çiftliği bulunmaktaydı.
XIX. Yüzyılın başlarında bu köyde sayıları
mahdut Hristiyan nüfus yaşamaktaydı. Bunların mezarları halen köydedir. Bir çoğu
Müslüman olmuş, tehcirinde burada hayatlarının sonuna kadar yaşamamışlardır. Beypınar
Köyü halkı İstiklal Harbine aktif olarak katılmışlardır. 4-11 Eylül 1919 tarihinde
yapılan Sivas Kongresine bu köyden yaşayan Mehmet Bey (Malkoç/Moğolkoç) temsilen
katılmıştır. Sivas Kongresi Heyeti’nin toplu olarak yer aldığı resimde, Atatürk’ün
arkasında sakallı olan kişi, Mehmet Malkoç Beğ’dir. Mehmet Bey, Atatürk’e Salyurt
Yaylası’nın yapılacak Hara Çiftliği için en uygun yer olduğunu söyleyerek bu bölgeyi
takdim etmiştir. Bunun üzerine Atatürk, Mehmet Bey’e bir saat ile bir tane at hediye
olarak göndermiştir. Gürün Bölgesinde yapılan Ermeni sevkiyatı esnasında Mehmet
Bey’i devlet resmi olarak görevlendirmiştir. Bu bölgedeki sevkiyatı Göbekören’den
Godas, Börklü/Kındıralık’tan Şeyhamit Ağa, Beypınar Köyün’den Mehmet Bey idare etmişlerdir.
İstiklal Harbine Beypınar Köyün’den 90 kişi katılmıştır. Bunlardan sadece 4 kişi
geri dönmüştür. Bunlar ise; Yusuf Öz (1882-1947), Reco Mehmet, Cemle Mehmet, Traş
Durdu adlı kişilerdir. Beypınar Köyünde İstiklal Harbine bir evden altı evladı gittiği
halde geri dönmeyenler de vardır. Allöşler’den iki kişi (Mustafa ve Müslim) katılırken,
Sofu Mehmet Ali’nin kardeşleri Acer Osman ve Sağır Ali geri dönmeyenler arasındadır.
Elbistanlıoğulları (Dikkolar) Oymağından yedi kişi savaşa katılmak üzere gitmiştir.
Altı amcasıyla cepheye gitmiş olan Yusuf Öz cepheden altı amcasını şehit vermiş,
sadece kendisi köyüne dönebilmiştir. İstiklal Harbine katıldıktan sonra Ruslar’a
esir düşen ve sonraki yıllarda cepheden köylerine geri dönen diğer gâziler ve Yusuf
Öz’ün anlattıklarına göre; Ruslar, esir değişimi sırasında esir Türkler’i yıkanacaksınız
diye bir hamama sokarak yukarıya bakmalarını söylüyorlar. Hamamın yukarısından bu
insanların gözlerinin kör olması için zehirli su sıkıyorlar. Gözleri tamamen kör
olanlar uzun yolculuğa açlık ve susuzluğa dayanamadıkları için, Türkiye’ye bile
gelemeden yolda ölüyorlar. Beypınar Köyü halkı yurdumuzun değişik yörelerinden gelerek
buraya yerleşmişlerdir. Beypınar Köyü’ne gelerek ilk yerleşen kabilenin Traşlar/Baltacılar
(Şahiner) olduğu ve Malatya’nın Setrek/Ulupınar bölgesinden geldikleri bilinmektedir.
Beypınar Köyü’ne ikinci olarak gelenler, Elbistanoğulları/Dikkolar (Öz) oymağıdır.
Dikkolar (Öz) maraş İli Elbistan İlçesinden gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Setrekliler
(Polat+Şahin-Şahiner) Malatya/Darende Setrek/Ulupınar Bölgesinden gelmişlerdir.
Acerasanlar (Dalgıç ve Dalkılıç) Yukarı Setrek/Ulupınar’dan gelmişlerdir. Vitesoğulları
(Demirkaya), Elbistan’ın Lorşin Bölgesinden gelmişlerdir. Memişler (Demirkaya) Ankara’nın
Haymana’dan gelmişlerdir. Hebipler, Yedibelalar, Mıstıklar (Koç), Ankara’nın Haymana
bölgesinden gelmişlerdir. Tapkir’ler (Doğan+Kavun), Malatya’nın Akçadağ ve Kozluca
bölgesinden gelmişlerdir. Mevlütler (Dağlayan), Şarkışla’nın Ebesil Köyünden gelmişlerdir.
Behzatlar (Karataş) Afşin’in Kerevin bölgesinden gelmişlerdir. Gekkolar (Aygün)
Afşin’in Oğlakkaya bölgesinden gelmişlerdir. Dervişler (Koca), Ağrı Eleşkirt bölgesinden
gelmişlerdir. Sorcular (Tanır), Elbistan’ın Tanır bölgesinden gelmişlerdir. Albazoğulları
(Yılmaz), Kangal’dan gelmişlerdir. Adıgüzeller (Tapan), Darende’nin Ayvalıya, buradan
Yazyurdu/Celikan’a, daha sonra Beypınar Köyü’ne gelmişlerdir. Allöşler (Arslan),
Yukarı Sazcağız Köyünden gelmişlerdir. Vakkaslar (Akkuş), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir.
Ehmolar (Küçük), Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. Beypınar Köyü’nün yaşamında önemli
saymış olduğu birtakım olaylar vardır. Bunlardan bazıları, İstiklal Harbi esnasında
delege olarak Mehmet Malkoç Beğ’i göndermeleri, 1945 yılında Türkmen Beğ’i Salbayrak’ın
salyurt yaylasına yerleşerek buradan çıkmak istemeyerek devlete isyan etmesi, 1952
yılında, 53 çocuğun kızamık salgını nedeniyle ölmesi, Gürünlü Ahmet (1927-1994)
pehlivan namıyla meşhur olan, 79 kilo karakucak güreş müsabakalarında Avrupa ve
Türkiye birincilik ve ikincilikleri olan Ahmet Doğan(pehlivan)ın bu köylü olmasıdır.
Ahmet Pehlivan, çok güçlü ve kuvvetli bir pehlivandı. Sarma oyunu meşhurdur. Bu
oyunuyla Tekrahmalı güreşçi Hamdi Pehlivanı srma oyunuyla bir güreş esnasında sıkarak
öldürmüştür. Beypınar köyünün bir başka meşhur kişisi de nüktedanlığı ve hazır cevaplılığı
ile ünlü olan Allöş Ramazan’dır. Ayşe Fatma Dalgıç ise Beypınar Köyünde çok güzel
şiir söyleyen ve ağıt yakan kişi olarak bilinmektedir. Eskilerin deyimiyle yörenin
en meşhur SAGU’cusu idi. Çeşitli köylere götürülerek Ayşe Fatma Dalgıç’a söyletmekteydiler.
50’ye yakın ağıtı bulunmaktadır. Ayşe Fatma Dalgıç’ın kızı olan Didar Öz (1932-1994)de
annesi gibi çok güzel şiir söyler ve ağıt yakardı. Köyde bir başka sagu söyleyen
kadın ise Raziye Arslan (1920-1999) idi. Gürünlü Şairlerden Şeyhamit Şahiner (1961)
ve Murat Öz (1980) bu köyden doğmuştur. Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Öz, bu köyden
doğmuştur. Beypınar köyünün ihtiyaçları eskiden beri Salma Usulü ile halledilmeye
çalışılmaktadır. Köylüler arasında imece usulü bütün varlığıyla sürdürülmektedir.
İstiklal Harbi sırasında Beypınar köyünde muhtar Osman Vitesoğlu (Güççük Osman)
idi. Daha sonra; Hasan Dalgıç(Acer Hasan), Maşkalah Ali, Ehmo Küçük, Mevlüt Dağlayan,
Mehmet Kavun, Ömer Koç, Hacı Cuma Şahiner, İsmail Demirkaya, İbrahim Koç (15 yıl),
Mustafa Akkuş (15 yıl), Mehmet Demirkaya (1989-1994), Nizamettin Demirkaya (1994-2000),
Hasan Dalkıç (2000-2004) Beypınar köyünün arazisi özellikle de hayvan yetiştiriciliği
için otlak merası bol olmasına karşın yeterli teşviki ve desteği alamadığından güçlü
bir hayvancılık yapılamamaktadır. Tarım arazisi ise eskiden sulu tarım yapılabildiği
halde günümüzde bu durum çok azalmıştır. Bu nedenledir ki tarım ürünlerinde gerekli
üretim ve kapasiteye ulaşılamamaktadır. Beypınar köyünde bol miktarda su bulunduğu
için yaylalar ve otlakların bolluğuğu itibariyle hayvancılık için çok elverişli
bir bölgedir. Köyün içinde 10 adet çeşme bulunmaktadır. Karaboğaz, Dağlayan ve Avşar
deresi ve Salyurt yaylasından küçük ölçüde akarsuyu bulunmaktadır. Bu sularda az
miktarda tatlı su balıkları mevcuttur. Yaylalarda ise hemen hemen her beşyüz metrede
bir kaynak suyu bulunmaktadır. Göğdeli Yaylalarında içme suyu kaynakları oldukça
boldur. Boşa akmakta olan bu suların Yolgeçen, Akpınar, Güldede, Başören vb. gibi
köylere ulaştırılarak bu köylerde olan içme suyu sorunları büyük ölçüde çözümlenebilmesi
mümkündür. Salyurt Yaylası Derdederman Pınarı, Çam Mağara, Çukuryurt, gibi birçok
yerleri tam mesire yerleri ve özellikle de yaylacılık ve hayvancılık için en uygun
yerlerdir. Börklünün Gölü, Berdi Gölü, Aynalı Göl, Yıldırım Gölü, Ziyaretin Göl
gibi küçük ölçekli gölleri bulunmaktadır. Beyınar Köyünün arazisi üzerinde bulunan
küçük ölçekli akarsuların üzerine baraj veya göletler yapıldığı takdirde köyün arazisinin
% 90’ına yakın kısmı sulanır arazi haline gelecek durumdadır. Her ne kadar az da
olsa sulu tarım yapılmakta ise de köyün genel ihtiyacını karşılayamamaktadır. Köylü
tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Beypınar Köyünde eskiden çok iyi kilim, halı,
heybe vb. gibi el sanatları büyük ölçüde yapılmaktaydı. Günümüzde ise bu durum çok
azalmış durumdadır. Kilim ve halıcılık teşvik edilerek bu konuda köy halkı için
önemli bir gelir kaynağı elde edilir hale gelecektir. Beypınar Köyünde tarım ve
hayvancılığın, küçük ve büyükbaş hayvan üreticiliğinin artırılması ve teşviki şarttır.
Arıcılık üretiminin teşviki şarttır. Çünkü arazisi bunlara çok uygun bir haldedir
ve büyük bir potansiyeli mevcuttur. Köyde Tarım Kredi Kooperatifinin kurulması,
kalkınma ve üretim kooperatifinin kurulması şarttır. Beypınar Köyü’nün en başlıca
sorunları yoldur. Yol sorunu stabilize yapılarak büyük ölçüde halledilmiş durumdadır.
Göbekören, Akpınar, deveçayır, Camiliyurt, gerdekmağara gibi küme köylerin yolu
olması nedeniyle asfaltlanması halinde, beş altı tane köye ait yol sorunu çözümlenmiş
olacaktır. Bu yol, kış aylarında çoğu zaman en az beş ay kapalı kalmaktadır. Sulama
kanalları ve göletlerin yapılması şarttır. İçme suyu 1997 yılında kapalı su şebekesi
haline getirilmiştir. Köye elektrik 1986 yılında gelmiştir. YSE 1972’de 8 adet çeşme
yapmıştır. Telefon 1986 yılından 1997 yılına kadar tek telefon (acente) olarak devam
etmiş, 1997 yılında santral kurularak evlere telefon verilmiştir. Köyün camisi,
1920 yılından yapılmıştır. Ahşap bina olan köyün camisi, 1983 yılında köy halkı
tarafından yeniden betonarme bina olarak yapılmıştır. İlkokulu, 1960 yılında yapılmıştır.
Köy ilkokulu, 1993 yılında yeniden inşa edilmiştir. Ancak köyün ihtiyacına cevap
verememektedir. Köyde beş öğretmen görev yapmaktadır. Sağlık evi, 1992 yılında yapılmıştır.
1995 yılında caminin lojmanı köy halkı tarafından yapılmıştır. Beypınar Köyünde
maden rezervi olarak kalenin ardı mevkiinde kalorisi yüksek bir kömür yatağı bulunmaktadır.
Kızılgüney/Çam Mağara’nın karşısında kok kömürü rezervi bulunmaktadır. Akşaktaşı
ve Sivridağ mevkiinde ise alçıtaşı bol miktarda bulunuyor. Beypınar Köyünde de diğer
köylerimizde olduğu gibi göç sorunu az da olsa yaşanmaktadır. İzmir, Ankara, İstanbul,
Karabük/Zonguldak gibi büyük şehirlere göç etmişlerdir. Son yıllarda göç olayı giderek
artmaya başlamıştır. 1960 yılında 150 hane olan Beypınar Köyü, 2000 yılında 142
hane kalmıştır. Beypınar Köyünde, 1950 yılından 2000 yılına kadar toplam 452 hane
başta İzmir, İstanbul, Bolu, Kocaeli (Düzce), Bursa, Ankara, Adana, Karabük, Antalya,
Mersin, Osmaniye, Kayseri, Sivas, Maraş, Malatya gibi büyük şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
Yıllara göre Beypınar Köyü’nün nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 375
1940 221 238 459
1945 203 218 421
1950 - - 430
1955 254 258 512
1960 282 311 593
1965 280 332 612
1970 348 312 660
1975 356 388 744
1980 351 453 804
1985 398 374 772
1990 353 436 789
1997 403 430 833
|
Deveçayırı Köyü, İlçenin kuzeybatısında,
63 kilometre
uzaklıkta bulunmaktadır. Deveçayırı Köyü’nün güneyindeki Arapçalı mevkiinde bol
miktarda deve dikeni bulunmaktadır. Buranın kervanyolu üzerinde olması, deve dikeninin
bol bulunması, kervancıların develerini eskiden burada otlatmalarından dolayı bu
ismi almıştır. Deveçayırı köyünün komşusu olan Tekerahma köyü ile hududu; Şeytanpınarının
sırt, mağara başı, kırıntı sekisinin gediği ve ağıl yerinden geçen hat. Camiliyurt
Köyü ile hududu; çetin dere. Akdere köyü ile sınırı; kırıntı sekisinin başı. Akpınar
köyü ile sınırı; deveçayırı köyüne giden ve değirmene giden yol. Deveçayırı Köyü,
eskiden Yolgeçen Köyü’nün mezrasıydı. 1940 yılında muhtarlık olmuştur. XIX. Yüzyılda,
Çukurova bölgesinde yaylaya gelenlerin otlak yeri olan Deveçayır Köyü halkı, Sinemili
Aşiretinin Kalender Oymağına mensupturlar. Soyadı Kanunundan sonra; Bozdağ, Kala,
Gürgür, Kavak, Taş, Güleç, Sula, Bozkurt gibi soyadları almıştır. Deveçayırı Köyü
halkının bir kısmı, Elbistan ilçesi’nin Gücük bölgesinden önce Karapınar köyüne,
daha sonra Deveçayırı Köyüne gelmişlerdir. Deveçayırı Köyünde, Mehmet Gürgür, Bektaş
Gürgür, Gülali Kala, İsmail Kala, İbrahim Bozdağ isimli şahıslar muhtarlık yapmışlardır.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Eski yıllarda kilim ve halıcılıkk,
tarım ve hayvancılıktan ileri durumdaydı. Fakat son yıllarda bu sanatın ölmesiyle
birlikte, tarım ve hayvancılık tek geçim kaynağı haline gelmiştir. Deveçayır Köyünde
maden yoktur. Suyu çok azdır. İçme suyu sorunu vardır. Köy halkının ihtiyacına cevap
verememektedir. Köyün içinde YSE tarafından 1975 yılında yaptırılmış olan iki adet
çeşme bulunmaktadır. Kapalı su şebekesinin yapılması zorunludur. Köyde cami, sağlık
evi, kooperatif gibi kurumlar yoktur. İlkokul 1952 yılında açılmıştır. Köye elektrik
1985’de, telefon 1986 yılında getirilmiştir. Deveçayır Köyü Gürün ilçe merkezine
63 km
. uzaklıktadır. Bu yolun
15 km
.’lik bölümü stabilizedir ve küme köy yolu olması nedeniyle kış aylarında çok yoğun
ulaşım sorunu yaşanmaktır. Bu yolun yakın zamanda asfaltlanması gereklidir. Köydeki
göç olayının önlenmesi için tarım ve hayvancılığın artırılması ve geliştirilmesi
için yeterli çalışmaların yapılması, eski el sanatlarının tekrar canlandırılması
arıcılık vb. gibi faaliyetlerin başlatılması ve peynir yoğurt mandıralarının kurulması
zorunludur. 1960 yılında 100 hane iken 1997 yılı itibariyle ancak 13 hane kalmıştır.
Bu köyden göç edenler başta İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlere göç ederek
yerleşmişlerdir.
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 128
1940 100 101 201
1945 89 93 182
1950 - - 184
1955 120 119 239
1960 122 123 245
1965 157 160 317
1970 136 173 309
1975 154 157 311
1980 146 187 333
1985 162 117 279
1990 76 114 190
1997 45 47 92
|
Gürün İlçesi’nin kuzeydoğu kesiminde
yer alan, ilçe merkezine
40 km
.’lik mesafede bulunan Eskihamal Köyü, merkez bucağına bağlıdır. Kozakmağara, Ayranca,
Dırışlar, Çatkara gibi mezraları bulunmaktadır. Eski ismi Hamal Çayı olan Yeşildere
Köyü, 1990 yılına kadar Eskihamal Köyü’nün mezrası idi. Fakat 1990 yılında muhtarlık
olmuştur. Körmustolar/Kılıçdoğan Köyü de Eskihamal Köyünün eskiden mezrası idi.
1990 yılında muhtarlık olmuştur. Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisi olan
Eskihamalın ismi konusunda değişik rivayetler bulunmaktadır. Bu nedenle birçok ismi
bulunmaktadır. Üstboğaz: Yeşildere ile Eskihamal arasında bulunan bir boğaz(dere)dan
dolayı bu ismi almıştır. Eskihamal Köyü: Bu köyümüz tarihinin, Kangal’a İlçesine
bağlı Yenihamal Köyünden eski olması nedeniyle Eskihamal Köyü denmiştir. Eskihamal
Köyünün en eski ismi “Güdülveren’dir. “Az veren, kıt veren” anlamına gelmektedir.
Keşoğlu: Eskihamal Köyü’nün eski isimlerinden birisi Keşoğludur. Bilindiği gibi
Keş, Türkmenlerce ayrandan yapılan bir çökelek türüdür. Daha önceki yıllarda burada
çok iyi keş yapılmış olduğu için bu isim verilmiştir. Eskihamal Köyü ve bu köye
bağlı mezralar, eski kervan yolunun geçtiği mıntıkadan yer almaktadır. Köyün doğusunda,
Erikli mıntıkasında, Kangal Etyemez bölgesine doğru giden yolun kalıntıları halen
varlığını korumaktadır. Yeşildere Köyü’nün (Eskihamal Köyü’nün doğusunda), eski
ismi Hamal Çayı’dır. Bu köyün içinde eski İpek Yolu’nun kalıntıları halen mevcuttur.
Horasandan örülmüş tarihi duvarlar ve mozaiklere bugün bile rastlamak mümkündür.
Yeşildere Köyü’nün güneyinde Armutluyurt ve Matçonun yurdu mevkilerinde eski dönemlere
ait yerleşim yerleri bulunmaktadır. Tarihi kervan yolu, Eskihamal Köyü’nün doğu
kesiminde geçiyordu. Malatya-Darende-Bicir-Sofular Köyünü birleştiren yol bu güzergahtan
geçerek Eskihamal mıntıkasına ulaşıyordu. Yeşildere ile Bicir (Darende) Köyü arasındaki
Meşe mevkiinde, Kıllı Ziyaret adı verilen bir tarihi yer bulunmaktadır. Burada çam
ağacının bulunduğu yer, Eskihamal Köyü ve mezralarında ziyaret yeri olarak kabul
görmektedir. Köylüler buraya her yıl adak kurbanlarını kesmeye ve herhangi bir dileği
olan buraya dilek dilemeye gelirler. Aynı zamanda burası yağmur duasının da yapılmış
olduğu bir yerdir. Eskihamal köyünün hudutları şöyledir; doğusu; Gök boynundaki
eski sanı taş ve dana deresi. Batısında; sandakar yolu ve çakanın hüyük ve külahlının
karapınar gediği ve par yere gediği Külahlıdan gelen yol ve Cennet pınarı. Kuzeyinde;
Çevlü tepesi Ade gölü ve ibiş oğlu tarlası ve gelen şuğulu ve kavak yurdu taş köprü
ve ay deresinin büyük cadı yurdunun sulağı ve piç kavağı köprüsü. Güneyi; Saz taşı
hüyüğü ve yaprak yanının yol, kösüreliğin taş. Eskihamal Köyü en eski yerleşim birimidir.
Mezralar daha sonraki yıllarda kurulmuştur. Eskihamal Köyü’nün dokuz tane mezrası
vardır.
1-Hamal Çayı(Yeşildere) Eskihamal Köyü’ne
ilk olarak gelip yerleşen ve Keşoğlu diye bilinen zatın üç oğlundan birisi olan
Osman, bugünkü Hamal Çayı’na giderek yerleşmiştir. Burada yaşayan aileler, bu zatın
ahfadıdır. 1990 yılında Hamal Çayı ismi, Yeşildere Köyü olarak değiştirilmiştir.
Yeşildere Köyü aynı yıl içinde muhtarlık olmuştur.
2-Keşoglu (Eskihamal) Köyü: Keşoğlu
olarak bilinen zatın üç oğlundan Osman Hamal Çayı’na (Yeşildere) Köyü’ne yerleşince,
diger iki oğlu Halil ve Mehmet de Keşoğlundan kalmışlardır. Burada yaşayan ailelerin
çoğu bu iki zatın soyundan gelmektedirler. 1989 yılında muhtarlık olmuş, ismi Eskihamal
olarak degiştirilmiştir.
3-Kılıçdoğan (Körmustolar) Köyünün
ismi, Keşoğlundan ayrılarak buraya yerleşen Körmusto adındaki zattan dolayı almıştır.
1990 yılında Körmustolar muhtarlık olunca ismi, burada yaşayan Kılıç ve Doğan soyadını
taşıyan aillelerin isimleri birleştirilerek Kılıçdoğan Köyü denilmiştir. Bu köyde
yaşayan ailelerin aynı soydan olmalarına rağmen Soyadı Kanunundan Doğan, Çokkoca,
Balkaya gibi soyadlarını almışlardır.
4-Koyunlukoca: Koyunlukoca mezrasının
en büyük sorunlarından birisi yol, diğeri içme suyu sorunudur. Köyün kuzeyinde,
Zebik mevkiindeki suyun kapalı şebneke halinde getirilerek içme suyu sorunu çözümlenebilir.
Keşoğlu Sülalesinden bazı aileler bu
mezraya yerleşmişlerdir. Çirciler, Malatya Hekimhan bölgesinden, Poyrazoğlu ve Toprak
soyadını taşıyanlar, Elbistan Aktel Bölgesinden gelmişlerdir. Alhaslar (Karatilki+Ceylan+Sönmez+Koyun+Taş+Devetaş+Göl)
Maraş Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. 2000 yılı itibariyle 20 hane kalmıştır.
Koyunlu koca Mezrasından İstanbul’a 85 hane göç etmiştir.
5-Dırışlar: 10 hanelik bir mezradır.
Keşoğlundan ayrılan aileler burada yaşamaktadırlar. Soyadı Kanununda; Menekşe, Kil,
Yanık, Kilci, soyadını almışlardır.
6-Kozakmağara: 10 hanelik bir mezradır.
Burada yaşayanların soyadları Akpınar’dır. Buraya Karadoruk Köyü’nden gelmişlerdir.
7-Dayakpınar Köyü: Eskihamal Köyü’nün
mezrası iken daha sonra muhtarlık olmuştur.
8-Başkaragöz Mezrası: On hane bulunmaktadır.
Bu mezrada Tatar soyadını taşıyan aileler yaşamaktadır.
9-Ayranca Mezrası: Burada yaşayan halktan
Hacıomarlar (Tozman+Duran+Turcan+Ayran), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.
Parçikanlar (Parçikan), Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir. Ayranca Mezrasının
2000 yılına göre 11 hane olup, 11, 35 erkek, 36 kadın toplam 71 kişi bulunmaktadır.
Gürün ilçesinin en eski köylerinden birisi olduğu gibi eski ticaret ve kervan yolunun
üzerinde bulunmuş olması nedeniyle de tarihi önemi arzetmektedir. Eskihamal Köyü’ne
Keşoğlu adındaki kimseler ilkönce gelerek yerleşmişler daha sonra da yurdun çeşitli
yerlerinden gelerek buraya yerleşenler olmuşlardır. Eskihamal Köyünden sülaleler
ve geldikleri yerler şöyledir: Eskihamal Köyüne ilk olarak Keşler (Yılmaz+Çay),
Tunceli Çemişgezek Bölgesinden, Külükenliler (Toklu), Gaziantep Islahıye bölgesinden,
Dinnolar (Çitil) ve Çarolar (Kara) adlı oymaklar gelerek yerleşmişlerdir. Keşoğlu
(Yılmaz+Çay) Sülalesi: Köye ilk yerleşen sülale olarak bilinmektedir. Malatya Yama
bölgesinden önce Darende Ayvalı Köyü’ne daha sonra Eskihamal Köyü’ne yerleşmişlerdir.
Keşoğlu’nun üç oğlundan Osman Yeşildere (Körmustolar) Köyüne, Mehmet ve Halil de
Keşoğlu/Eskihamal Köyüne yerleşmişlerdir. Eskihamal Köyü halkı daha önceleri Sünni-Kürt
lisanıyla konuşmaktaydılar. Eskihamal Köyü Halkından; Çorolar (Çitil), Leventler
(Duran), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Çobanuşağı (Ayran), Malatya Akçadağ’dan
gelmişlerdir. Körmamolar (Dikilitaş): Malatya Dirican bölgesinden gelmişlerdir.
Ömerağalar (Genç+Temel), Darende Zaviye bölgesinden gelmişlerdir. Kürtaliler (Koç),
Ankara Haymana’dan gelmişlerdir. Seyfolar (Şahin) Ankara Haymana’dan gelmişlerdir.
Alikirler (Kara), Malatya Dırıcan bölgesinden gelmişlerdir. Keşler (Yılmaz) Malatya
Dirican bölgesinden gelmişlerdir. Oğun Soyadını taşıyanlar Malatya Hekimhan bölgesinden
gelmişlerdir. Haceliler (Yıldırım), Darende bölgesindennden gelmişlerdir. Soyadı
Göl olanlar İslahiye bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Boz Soyadını taşıyanlar
ise Hamal Çayı mezrasında yaşamaktadırlar. Eskihamal Köyünde, son yıllarda sebze
ve meyvecilik üretimine başlanmıştır. Köy ve mezralardaki en büyük sorunları içme
suyu sorunu ve yol sorunudur. Eskihamal Köyü’nün ve mezralarının yolu stabilizedir.
Bu nedenledir ki kış aylarınca uzun bir müddet kapalı kalmış olduğundan halk zorluklar
içinde kalmaktadırlar. Köyde elektrik ve telefon, okul, camii bulunmaktadır. Eskihamal
Köyünde Sağlık Evi bulunmaktadır. Diğer sosyal hizmet birimleri yoktur. ihamal Köyünde
göç edenler başta Istanbul, Izmir, Ankara, Bursa gibi daha birçok büyük şehirlere
göç ederek buralara yerleşmişlerdir. Tiyatrocu spiker Cem Yılmaz, Şair Osman Toklu
(Eskihamal/1954- ), Araştırmacı Yazar İrfan Yılmaz bu köyden doğmuştur.
Eskihamal Köyünde ve mezralarında da
hızlı göç olayı yaşanmaktadır. 1997 yılı ETF sonuçlarına göre Eskihamal Köyü merkezde
96 hane mevcut olup 237 kadın nüfusu ve 216 erkek nüfusu vardır. Toplam nüfusu (merkezin)
453 kişidir. Eskihamal Köyünün 2000 yılı itibariyle 87 hane olup, 185 erkek, 208
kadın, toplam 393 kişi nüfusu vardır. Ayranca mezrasının 1997 yılı itibariyle 14
hane mevcut olup, 43 kadın, 56 erkek, toplam: 99 nüfusa sahiptir. 2000 yılına göre
11 hanedir. 35 erkek, 36 kadın, toplam nüfusu 71 kişidir. Dırışlar mezrasının 1997
yılı itibariyle; 14 hanesi mevcut olup, 47 kadın, 45 erkek, toplam 92 nüfusa sahiptir.
2000 yılında 11 hanedir. 26 erkek, 40 kadın, toplam 66 kişi nüfusu vardır. Koyunlukoca
mezrasında 19 hane mevcut olup, 69 kadın, 64 erkek, toplam 133 nüfusu vardır. 2000
yılı itibariyle 20 hanedir. 55 erkek, 51 kadın, toplam 106 nüfusu vardır. Kozakmağara
mezrasında 36 kadın, 25 erkek, toplam 61 nüfusu bulunmaktadır. 2000 yılı itibariyle
10 hanedir. 28 erkek, 34 kadın, toplam 62 kişidir.
Eskihamal Köyü’nün yıllara göre nüfus
tablosu ise aşağıdadır.
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 711
1940 418 391 809
1945 422 392 814
1950 - - 864
1955 562 546 1108
1960 689 627 1316
1965 734 715 1449
1970 654 715 1369
1975 796 759 1555
1980 754 801 1555
1985 844 702 1546
1990 429 530 959
1997 406 432 838
|
|
Gürün ilçesinin en uzak köylerinden
birisi olan Gerdek Mağara Köyü, ilçe merkezine
65 km
.’lik uzaklıktadır. Gerdekmağara Köyü’nün bir ismi Avşar’dır. Köy halkının Avşar
İlbeylerinden Torun Oymağına mensup olmaları nedeniyle bu ismi almasına neden olmuştur.
Gerdekmağara isminin değişik rivayetleri vardır. Bu rivayetlerden birisi; köyün
batı kesiminde bulunan mağaranın kapısının gerdekli bir halde olması nedeniyle bu
ismin verilmiş olduğu söylenmektedir. Bir diğeri, burada birbirini seven iki gencin
kaçarak burada gerdeğe girmiş olmalarından dolayı bu ismi almıştır. Gerdekmağara
Köyü’nün güney kesiminde yer alan mağara da eski devirlere ait olduğu tahmin edilen
kaya kabartmaları ve çeşitli şekiller bulunmaktadır. Gerdekmağara köyünün komşusu
Camiliyurt köyü ile hududu; çetindere üç pınarların sırtı, çetintaş. Damızlık köyü
ile hududu; Solarpınar sırtı, camuzlu suyu sığır yatağı. Bozhüyük köyü ile bağlıyacak
Çavdar köyü ile camuzlu su, çetin taş mevkiileri. Gerdekmağara Köyü halkının büyük
bir kısmı bu köye Fransızlar’a karşı yapılan mücadele esnasında göstermiş oldukları
başarıdan dolayı Diyarbakır bölgesinden buraya yerleştirilmişlerdir. Gerdekmağara
Köyü Halkından; Topallar (Topaloğlu+Üçpınar+Çaylak), Kayseri Pınarbaşı İlçesinin
Gebelek bölgesinden önce Söğütdere bölgesine, sonra Gerdekmağara Köyüne gelmişlerdir.
Gaziler (Şahin+Çiftçi+Ateş+Yıldız+Göl+Gül+Doğan) Diyarbakır bölgesinden gelince
Borandere mıntıkasına, sonra Gerdekmağara köyüne yerleşmişlerdir. Cansızlar (Cansız+Dağ+Yılmaz+Göz)
Diyarbakır Bölgesinden gelmişlerdir. Sazlar (Dal+karapınar+Yılmaz+Kalay+Mağara)
Yozgat/Bozok bölgesinden gelmişlerdir. Eseler (Güneş), Borandere Bölgesinden gelmişlerdir.
Gülali Cansız, Ali Topal, Mehmet Mağara, Osman Mağara, Ali Cansız, Ali Şahin, hasan
Göl, Hüseyin Şahin, Kadir Cansız gibi şahıslar sırasıyla köyde muhtarlık yapmışlardır.
Gerdek mağara Köyünde Mustafa Şahin ve Ali Güneş, Kafkas Savaşlarında, Mehmet Çavuş
da Yemen savaşlarında şehit düşmüşlerdir. Gerdekmağara Köyü halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır. Dölek, barıtçı, üçöz, üçgöz, keklik pınarı, kervan mezarı,
büyükgüneyin eteği, Çamurlu kozo sırtları, taşlı güney gibi mevkileri bulunan Geredekmağara
Köyünde sebze ve meyve yetiştirilmemektedir. Kavak, söğüt, patates, soğan, sarmısak,
çayır, yonca, goranga, arpa, buğday gibi ürünler elde edilmektedir. Eskiden olduğu
gibi günümüzde de evlerde Avşar kilim ve halıları dokunmakta ve rağbet görmektedir.
Gerdekmağara köyü, Gürün İlçe merkezine
65 kilometre
, Sarız İlçesi’ne
35 kilometre
mesafede olduğu için 1994 yılında Sarız ilçesine bağlanmıştır. 2000 yılı itibariyle
60 hanedir. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Köyde, 1974 yılında yapılan
tek sınıflı bir ilkokul bulunmaktadır. Köy ilkokulu eğitim ve öğretime açıktır.
Köyde halk tarafından 1979 yılında yaptırılmış olan bir cami bulunmaktadır. Caminin
lojmanı bulunmaktadır. Gürün İlçesinin diğer köylerinde olduğu gibi bu köyde de
oldukça yoğun bir şekiilde göç olayı yaşanmaktadır. Bu köyün büyük bir kısmı Adana,
Mersin, Osmaniye, Kayseri, Sarız, Pınarbaşı gibi şehirlere giderek yerleşmişlerdir.
Yıllara göre Gerdekmağara Köyü’nün
nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 259
1940 143 131 274
1945 159 142 301
1950 321
1955 153 149 302
1960 232 196 428
1965 140 155 295
1970 154 182 336
1975 191 160 351
1980 175 159 334
1985 109 134 243
1990 154 136 290
1997 1994’de Sarız’a bağlandı.
|
|
Gürün İlçesi’nin kuzeybatısında, ilçe
merkezine
38 km
.’lik mesafede bulunan Göbekören Köyü ismini, köyün üst yanında, göbek şeklindeki
Etiler’e ait göbek şeklindeki ören yerinden almaktadır.
İdari bakımdan Yazyurdu Nahiyesinde
bağlı bulunan Göbekören Köyü, daha önceki yıllarda nahiye konumundaydı. Göbekören
Köyünde, taştan yontulmuş bir Hitit (aslan) heykeli bulunmuştur. Bu heykel Ankara
Etnoğrafya Müzesindedir. Göbekören Köyü Gürün İlçesi’nin en eski köylerinden birisidir.
Köyün tarihi Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. Göbekören köyünün komşusu hüyüklüyurt
köyü ile sınırı; Güvercin kayası, çıtırığın sulak. Tekerahma köyü ile sınırı; Armutlu
özden geçen kaş, Kör Bekirin tablak, değirmen yolunun üstü tablaktan geçen hat.
Beypınar köyü ile olan sınırı; Aşçı yurdundaki mer’a ve sulağın iki köy arasında
müşterek mer’a olduğu gibi, aşçı yurdu pınarının üstündeki ufak dereden deve kemiği
mevkiindeki kalenin
200 metre
doğusundan kuzeye doğru yukarıdaki sırt. Ve güz yatağından geçen hat. Osmandede
köyü ile sınırı; Osmandede köyünün kale, tekerahma köyüne giden yol. Yazyurdu ile
sınırı; deve kemiğindeki sırt, Yazyurdu köyünün üstündeki kaş ve Kaynarca arasında
güneyden kuzeye doğru inen büyük dere.
Göbekören Köyü halkının geçim kaynağı
tarım ve hayvancılıktır. Son yıllarda hayvancılık azalmış durumdadır. Arazinin dar
ve taşlı olması nedeniyle tarımda istenen verim alınamamaktadır. Köyün en büyük
sorunlarından birisi içme suyu, diğeri yol sorunudur. Beypınar, Akpınar, Deveçayırı,
Camiliyurt, Gerdekmağara gibi köylerin ulaşımını sağlayan, Malatya-Kayseri karayoluna
8 km
.lik mesafede bulunan stabilize yolun asfaltlanması gereklidir. Köydeki içme suyu
sorunu had safhadadır. Köyün içme suyu Beypınar Köyü’nün Karaboğaz mevkiinde getirilmiştir.
Fakat bu su yeterli değildir. Köyün içme suyu sorununun çözümü ancak; Beypınar Köyünden
getirilen suyun kaynağından artırılıp, kapalı şebeke haline getirilmesiyle mümkün
olabilir. Köyün çeşitli yerlerine birtakım göletler yapılarak bahar aylarındaki
yağmur ve kar sularının toplanmasıyla küçük çaplı da olsa arazinin sulanarak tarımın
daha verimli hale getirilmesi sağlanabilir. Köyde bir ilkokul, bir cami vardır.
Köye Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir. Elektrik ve telefon yoğun kış ve
yolun kapanması nedeniyle sık sık arızalanmaktadır.
Göbekören Köyü halkından; Karamollaoğulları,
Maraş Bölgesinden, Cabatlar (Özyurt), Elbistan Tanır Bölgesinden, Kodazlar (Özdemir),
Elbistan İğde Köyünden gelmişlerdir. Hamolar (Bozdağ), Kırıkhan’dan gelmişlerdir.
Kürdolar (Sığırcı), Malatya Akçadağ’dan gelmişlerdir. Zeyneller (Şahin), Elbistan
Hunu bölgesinden gelmişlerdir. Kürthüseyinler (Boy), Erzincan bölgesinden gelmişlerdir.
Sırmalılar (Kattı), Elbistan Demirci bölgesinden gelmişlerdir. Elbeyler (Elbey),
Gümüşhane’den gelmişlerdir. Alolar (Yıldırım+Karakuş) Elbistan bölgesinden gelmişlerdir.
Muhacirler (Güzel), Bulgaristan’dan gelmişlerdir. Delimemetler (Yılankaya), Kars
Bölgesinden Elbistan bölgesine, buradan Göbekören Köyüne gelmişlerdir. Salihler
(Dal), Hatay bölgesinden gelmişlerdir. Söylemez’ler Elbistan Kozanhüyük bölgesinden,
Böcek’ler Elbistan bölgesinden gelmişlerdir. Mıstıklar (Küçük), Beypınar Köyünden
gelmişlerdir. Aliler (Aktaş), Maraş İli Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. Adolar
(Coşkun), Edeler (Koca), Patoslar (Polat), Kamyonlar (Çoban), Eggolar( ), Toycular(
), Bodurlar (Bodur), Türkiyenin çeşitli bölgelerinden gelerek bu köye yerleşmişlerdir.
Göbekören Köyünde, son yıllarda göç
olayı oldukça fazlalaşmıştır. Arazi yetersiz kalmaktadır. Tarım ve hayvancılık ise
hemen hemen tükenmiş durumdadır. Bu nedenle köy halkı zorunlu olarak başka illere,
özellikle İstanbul, Ankara, Karabük, Kayseri, İzmir, Maraş, Adana, Hatay gibi büyük
şehirlere göç etmektedirler. 1960 yılında 150 hane iken 1997 yılında 90 hane kalmıştır.
Yıllara göre Göbekören Köyü’nün nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 574
1940 267 318 585
1945 317 324 641
1950 - - 731
1955 400 436 836
1960 457 417 874
1965 437 409 846
1970 401 390 791
1975 270 277 547
1980 266 307 573
1985 317 306 623
1990 305 271 576
1997 263 270 533
|
|
Gürün İlçesi’nin güneybatı kesiminde yer alan,
45 km
. uzaklıkta bulunan Güldede Köyü ismini, köyün yakınındaki Güldede adı verilen ve
yöre halkınca ziyaret yeri olarak kabul edilen tarih öncesi çağlardan günümüze kadar
gelmiş olan Hüyük/Tümülüs’ten almaktadır.
Güldede Köyünde bulunan eski devirlere ait hüyük, kale, ören yeri gibi tarihi kalıntılar,
bu bölgenin tarih öncesi çağlardan beri yerleşim alanı olduğunu göstermektedir.
Güldede köyünün hudutları; karakuyu köyü ile hududu Ziyaret yatağından geçen hat.
Karapınar köyü ile sınırı, Kürklü Mehmet tarlası ve devlet koyağı. Tekerahma köyü
ile hududu, halifenin tarlasının başı, hüyük, şeytanpınarının altındaki hüyük, hadım
pınarının büyük toptaş. Başören köyü ile hududu, Ali bey kuyusu yazısı kuyusu, büyük
güney.
Güldede Köyü halkının bir kısmı Malatya’nın Arapkir Bölgesinden bir kısmı, Sivas
Zara İlçesi’nden, bir kısmı da Tokat (Zile) bölgesinden gelmişlerdir. Birimuşakları
(Birim), Kürdükler (Erdal), Kürşükler (Boynueğri), Şüştüler (Kartal), Çakolar (Tepe),
Karalar (Kara), gibi soy isimlerine mensupturlar. Arapkir’den gelenler Sinemili
Aşiretine mensup olup, Zile ve Zara bölgesinden gelenler, Zaza Aşiretine mensupturlar.
Güldede Köyü halkı her yıl eski Türk takvimine göre yılbaşı sayılan günlerde Ser-i
Sala (Yılbaşı) adı verilen oyunu oynamaktadırlar. Bu oyun ve yapılan şenlikler çevre
köylerde yapılan kış yarısı eğlencesine benzemektedir. Bu oyunlar, Türkler’in Orta
Asya’dan beri oynamış oldukları milli bir oyundur.
Güldede Köyü halkında geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bir diğer seçim kaynağı
da kilim ve halıcılıktır. Su çok az olduğu için sulu tarım yapılmamaktadır. Buğday,
arpa, nohut vb. gibi tahılların üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda ise tarım ve
hayvancılık azalmış durumdadır. Köyün içme suyu sorunu bulunmaktadır. Yol sorunu
ise
8 km
.’lik yolun asfaltlanmasıyla çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Güldede Köyü ile Başören
Köyü arasındaki suyun değerlendirilerek kapalı su şebekesinin yapılmasıyla hem Güldede
Köyü’nün ve hem de Başören Köyü’nün içme suyu çözüme kavuşturulmuş olacaktır. Köyde
camii yoktur. Okul bulunmakta ve eğitim öğretime açıktır. Köydeki kilim ve halıcılık
desteklenmelidir. Köydeki göç olayının önlenmesi için tarım ve hayvancılık konusunda
gereken önemin ve desteğin de sağlanması şarttır...
1960 yılında 60 hane olan Güldede Köyü, 1997 yılı itibariyle 21 hane kalmıştır.
Köy halkı, ekonomik nedenlerden dolayı İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere göç
ederek yerleşmişlerdir.
Yıllara göre Güldede Köyü’nün nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1927 - - -
1935 - - 151
1940 89 97 186
1945 93 100 193
1950 - - 212
1955 112 135 247
1960 146 145 291
1965 167 172 339
1970 152 197 349
1975 170 166 336
1980 161 169 330
1985 167 144 311
1990 55 65 120
1997 64 60 124
|
Güllübucak Köyü Gürün İlçesi’ne
57 km
.’lik mesafede, ilçe merkezinin güneybatı kesiminde yer almaktadır. Sarıören ve
Aptalpınarı adında iki mezrası olan Güllübucak Köyü’nün 1997 yılı E.T.F sonuçlarına
göre, mezraları dahil toplam nüfusu: 228 kişidir. Köyün arazisi üzerinde gerek tarlalarda
ve gerekse kırsal kesiminde gül bitkisi bol miktarda bulunması nedeniyle, “güllü
yurt, güllü yer” anlamına gelen Güllübucak Köyü ismi verilmiştir.
Güllübucak Köyü, Hurman Çayı’nın kenarında kurulmuştur. Bu nedenle de tarihi bir
bölgede kurulması nedeniyle tarihsel geçmişi oldukça da uzun olan bir köyümüzdür.
Dolayısıyla Güllübucak Köyü’nün tarihi, Hurman Kalesi’nin tarihi kadar eskidir.
Bilindiği gibi Hurman Kalesi ve civarı Miladdan önceki yıllarda Hititler’in egemenliğinde
bulunan Kizwatna Krallığı’nın daha sonraki yıllarda Geç Hitit Krallıkları döneminde
Kumana (Comana) Krallığı’nın sınırları içinde bulunmaktaydı.
M.S. dönemlerde de Müslüman Araplar ile Bizans İmparatorluğu arasındaki mücadelenin
en önemli sahalarından birisini oluşturmuştur. X. yüzyıldan sonra da Memlüklüler
ile Dulkadirli Beyliği ve Osmanlılar arasındaki mücadele sahasını oluşturmuştur.
Bu nedenledir ki bütün bu bölgelerde bulunan tarihi yerlere, kaleler ve eski yerleşim
birimleri hep bu dönemin izlerini taşımaktadırlar. Güllübucak köyünün komşusu Tekerahma
köyü ile sınırı; konakgörmez gediği, Akdere köyüne giden patika yol. Bozhüyük köyü
ile sınır; Camiliyurt köyü sınırının bitim noktası olan tersakan mezrasından gelen
yol, yaylacık boğazı, sato tepesi, Aptal pınarı, Çamurlupınar, hurman çayı, yığkılhan
tepe, kenesi hayması, Kızlı seğer hurman çayı. Akdere köyü ile sınırı; Mahkenli
taş, Çamurlu gediği, sereğli, çamurlu pınar. Camiliyurt Köyü ile sınırı; sıra tuzak
taşı, Camiliyurt köyü Halit beğ değirmeninden geçen hat.
Güllübucak Köyü’nün Aptalpınarı ve Sarıören olmak üzere iki tane mezrası bulunmaktadır.
Güllübucak Köyü daha önceki yıllarda Kayseri’nin Sarız İlçesi’ne bağlıydı. Akdere
Köyü ile mezrası Akoluk-Çürük Köyü de Güllübucak Köyü’ne bağlıydı. Fakat 1938 yılında
Akoluk Çürük mezrası Sarız ilçesi’ne bağlandı. Akdere Köyü de daha sonraki yıllarda
muhtarlık oldu. Böylece Akdere Köyü de Güllübucak Köyünden ayrılmış oldu.
Güllübucak Köyü’nün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köyün bir başka geçim
kaynağı, kilim ve halıcılıktır. Buradan üretilen kilim ve halılar gerek yurt içine
ve gerekse yurt dışına pazarlanmaktadır.
Güllübucak Köyünde yaşayanların bir kısmı, Malatya Akçadağ ve Kürecik bölgelerinden
gelmişlerdir. Dadaloğlu-Avşar Oymağına mensupturlar. Güllübucak köyündeki sülalelerden;
Çalolar (Demir), Hüseyinler (Erdoğan), Köralioğulları (Polat), Söğütler (Söğüt),
Malatya Akçadağ Demirciler Kağan Bölgesinden gelmişlerdir. Tophasanlar (Top), Malatya
Akçadağ Topkin Kağandan Bölgesinden, Töhmetliler (Su), Malatya Develi Bölgesinden,
karayılanlar (Yılan), Malatya Kirliuşağı Bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir.
Güllübucak Köyü halkı da İstiklal Harbimize aktif katılmışlardır. Mehmet Demir Rusya’ya
esir düşerek yedi yıl esir kaldıktan sonra köye geri dönmüştür. Mehmet Ali Söğüt,
İstiklal Harbinde şehit olmuştur. Bu köyümüzde de diğer köylerimizde olduğu gibi,
Birinci Dünya savaşı esnasında şehit düşen birçok kişi bulunmaktadır. Güllübucak
Köyünde Kalo Top çok güzel güreş yapardı ve çevrede çok büyük bir güreşçi olarak
tanınırdı. Ramazan Söğüt çevrede halk ozanı olarak tanınır ve yöre ağıtlarını ve
kendine ait deyişleri söylerdi.Güllübucak Köyünde sırasıyla; Mehmet Ali Söğüt, Hüseyin
Top, Mehmet Su, İsmail demir, İsmail Top, Mustafa Su muhtarlık yapmışlardır.
Güllübucak Köyümüzün en büyük sorunlarından birisi ilçeye en uzak köylerimizden
birisi olması nedeniyle yoldur.
57 km
.’lik yolun büyük bir kısmı stabilizedir. Kış aylarında tamamıyla kapalı kalmaktadır.
Köyde ilkokul ve lojmanı vardır. Cami ve lojmanı bulunmaktadır.
Güllübucak Köyü halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Güllübucak Köyünde
az da olsa sulu tarım yapılmaktadır. Tarım ve hayvancılık halen iptidai usullerle
yapılmaktadır. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi ve arıcılık gibi tarımsal faaliyetlerin
teşviki ve desteklenmesi şarttır. Güllübucak Köyü’nde de oldukça sık göç olayı yaşanmıştır.
1997 yılında 20 hane kadar ev kalmıştır.
Güllübucak Köyünün yıllara göre nüfus tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 177
1940 130 109 239
1945 141 113 254
1950 Muhtarlık oldu 191
1955 96 91 187
1960 112 124 236
1965 126 136 262
1970 92 126 218
1975 112 116 228
1980 104 109 213
1985 114 96 210
1990 75 73 148
1997 112 116 228 (Sarıören ve Aptalpınarı mezraları dahil)
Alkoluk-Çürük Mezrası
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 100
1940 57 61 118
1945 61 78 139
1950 - - 150
1955 Sarız İlçesi’ne bağlandı.
|
Gürün ilçesinin kuzeyinde, ilçe merkezine
37 km
.’lik mesafede bulunan Karadoruk Köyü, ilçemizinn en eski yerleşim yerlerinden birisidir.
Daha önceki yıllarda Bucak merkezi olan Karadoruk Köyü’nün “Çöplü (Çiftlik), Kuz,
Aşağı Çatkara, Düğünyurdu/Sünbüllüyurt olmak üzere dört tane mezrası bulunmaktadir.
Karadoruk, Konakpınar Nahiyesi’ne bağlıdır.
Karadoruk Köyü’nün batısında Karadağ,
kuzeyinde Kırmızıdağ, doğusunda Köyönü ve Gölçayı arazileri bulunmaktadır. Karadoruk
köyünün doğusundaki sınırı: çatal boğaz ve yolak taş ve şido taşı ve bezirgan pınarı
ve yer kesen ve cevlik tepesi oba gölü. Batısında: mehmet öldüren gediği ve sele
boğazı ve sazcağıza giden yol ve tandırlı gediği ve horasan çalı ve armutlu dere.
Kuzeyinde: Aborot kuyusu ve uzun dere Gürün yolu ve Sel pınarı ve büyükpınar gediği
ve karataş gediği ve büyük güney çorak alma boğazı adam ölen tabla.Güneyinde: çorak
ve gaban ahıllı ve sıno gözesi ve çabutlu çalı cadde ve temür ağa tarlası.
Karadoruk Köyü’nün ismi hakkında değişik
rivayetler vardır. Bunlardan birisi; bölgenin önceki yıllarda ormanlarla kaplı olduğu,
kesilen tomruklara Gürün yöresinde doruk adı verildiği için. Kara ağaçların bulunduğu
yer anlamına gelen “Karadoruk” adı verilmiştir. Başka bir rivayete göre; eskiden
bu köyde çok güzel kara üzüm yetiştirilirdi. Bilindiği gibi yöremizde üzümün kurumuş
cinsine koruk adı verilmektedir. Üzüm koruklarının genellikle siyah ve büyük olması
nedeniyle “Karakoruk” adı verilmiştir. Zamanla bu isim değişerek Karadoruk olarak
söylenmiştir. Karadoruk Köyüne
5 kilometre
uzaklıkta bir kale kalıntısı mevcuttur. Havadır Çayırı ve Dikilitaş mevkiinde, eski
yerleşim yerleri bulunmaktadır. Karadoruk Köyü, Çöplü, Çatkara ve Kuz mezralarında
yaşayanların büyük bir çoğunluğu Malatya Akçadağ ve Amik bölgelerinde, Avşarlarla
geçinemeyen türkmen oymaklarına mensupturlar. Bunlardan bir kısmı Karadoruk Köyüne,
bir kısmı Çiftlik (Çöplü) mezrasına, diğer bir kısmı da Çatkara ve Kuz mezralarına
yerleşmişlerdir. Mustafa Efendi Çöplü’ye yerleşirken kardeşi ve ahfadı da Karadoruk
Köyü’ne yerleşir. Bu köyden yaşayan sülalelerden Karadoruk Köyü’ne gelerek yerleşen
üç hanedir.
Karaaliler (Karapınar), Kars İli Kağızman
Bölgesinden gelmişlerdir. Haydargiller (Kayapınar), Havadırlar (Havadır), Kalenderoğulları
(Kayapınar), Sayılgan’lar, Şimşek’ler, Kısık’lar, Büyükpınar’lar, Gürün İlçesinden,
Covaloğulları (Kaya), Malatya Akçadağ Amikler bölgesinden, Amiklioğulları (Toptaş+Akdağ),
Malatya Akçadağ bölgesinden gelmişlerdir. Apanlar (Özdemir), Elbistan bölgesinden,
Elbistanlıoğulları (Akpınar), Elbistan’ın Karamağara köyünden gelmişlerdir. Bilikanlar
(Karataş+Yıldırım+Çapar+Nalbant), Van bölgesinden gelmişlerdir. Mahsuroğulları (Bayırbağ),
Gaziantep Bölgesinden gelmişlerdir.
Hasan Budak, Muttalip Çapar, Mehmet
Akpınar, M. Mustafa Sayılgan, Şeyhali Şimşek, Süleyman Karataş, Süleyman Büyükpınar,
Osman Bal, Osman Kaya, Cevdet Akpınar, Muhammed Kısık sırasıyla Karadoruk Köyü’nde
muhtarlık yapmışlardır.
19. Yüzyılın başından itibaren bu köyde
müderrisler eski usulü uygulayarak eğitim ve öğretim yapmaktaydılar. Bu nedenledirki
Karadoruk Köyü’ndeki okuma yazma oranı bu dönemde Gürün’ün birçok köyünden daha
ileri durumdaydı. Köyün ilkokulu üç dört kez yeniden inşaa edilmiştir. En son olarak
köyün ilkokulu betonarme bina olarak lojmanlı olarak yapılmıştır. Köyün camiisi
de betonarme olarak ve lojmanlı olarak yapılmıştır. Köyün yolu 1974 yılında stabilize
olarak yapıldı.
30 km
.’lik bölümü Sivas-Gürün yolunun üzerinde olduğu için asfaltlıdır. Fakat geriye
kalan
7 km
.’lik bölümü stabilizedir. Bu nedenledirki asfaltlanması gereklidir. Çünkü kış aylarında
kapalı kalmaktadır. Elektrik köye 1987 yılında, telefon 1993 yılında gelmiştir.
Köyün içme suyu sorunu bulunmaktadır.
Eğer 5-
6 km
.’lik mesafede bulunan Ağanın pınarındaki içme suyu köye getirilerek kapalı su şebekesi
haline getirilebilir. Karadoruk Köyü’nde sulu tarım yapılamamaktadır. Her ne kadar
Karadoruk Köyü’nün kuzeyinde bulunan mağaralarda çıkarak Çatkara’ya doğru akmakta
olan Elma Deresi varsa da yaz aylarında kurumuş olduğu için tarım arazisinin sulanmasında
kullanılmamaktadır. Büyükpınar Deresine bir gölet yapıldığı takdirde az da olsa
tarım arazisi sulanabilecek duruma getirilecektir.
Karadoruk Köyü’nde ve gerekse bağlı
olan mezralarında geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık son
yıllara göre gittikçe azalmaktadır. Çünkü halkın ihtiyacına cevap veremediği için
köyün halkından büyük bir kısmı, İzmir, İstanbul, adana vb. gibi büyük şehirlere
göç etmişlerdir. Gürünlü Şairlerden Şeyh Hamit Budak (Karadoruk/1932- ), Mustafa
Karataş(Karadoruk/1940- ), Hamza Turgut (Çatkara/1945- )bu köyden doğmuştur.
1960 yılında, 70 hane iken, 1997 yılı
itibarıyle ancak 35 hane kalmış olan Karadoruk Köyü’nün nüfusu (1997 E.T.F. sonuçlarına
göre) 105 kadın, 89 erkek ve toplam 194 nüfusa sahip bulunmaktadır. Aşağı Çatkara
mezrasının nüfusu ise 1997 yılında 12 kadın, 11 erkek ve toplam 23 nüfusu vardır.
2000 yılı itibariyle 37 hane olan Karadoruk Köyünde; 80 erkek, 93 kadın, toplam
173 kişi nüfusu vardır.
Yıllara göre Karadoruk Köyü’nün nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Kadın Erkek Toplam
1935 - - 714
1940 423 405 828
1945 416 422 838
1950 - - 869
1955 477 421 898
1960 501 491 992
1965 446 407 853
1970 426 381 807
1975 357 351 708
1980 322 301 623
1985 279 276 555
1990 189 955 477
1997 117 100 217
Gürün ilçesinin güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine
40 km
.’lik mesafede bulunan Karapınar Köyü ismini, köyün üst kısmında bulunan Karapınar
adındaki çeşmeden almaktadır. Karapınar Köyü’nün arka kısım denilen mevkiinde eski
devirlere ait bir kale kalıntısı ve eski ören yerleri bulunmaktadır. Karapınar Köyü’nden
başlayıp Elbistan ilçesi topraklarına kadar uzanan, Sümerler’den kalmış olduğu sanılan
dikilitaşlar bulunmaktadır. Karapınar Köyü ile Güldede Köyü arasında tarihi çok
eskilere dayanan, “ziyaret yeri” olarak kabul gören eski ve tarihi bir yer bulunmaktadır.
Buraya çevre köyler ve Karapınar Köyü halkı giderek “yağmur duası”na çıkarlar ve
adak kurbanı keserlerdi. Burada bulunan hüyükler tarih öncesi çağlara ait olduğu
kesindir. burada bulunan tarihi eserler veya kalıntılardan da anlaşılacağı üzere
Karapınar Köyü’nün de tarihi çok eskilere dayanmaktadır.
Karapınar Köyü’nün yaşlılarının anlatmış
oldukları rivayetlerde burada bulunan ziyaret yerine her ne maksat veya dilek için
veya yağmur duası için gidilmiş ise mutlaka olumlu bir sonucun alınmış olduğu kesinlikle
anlatılmaktadır. Karapınar köyünün komşuları bulunan Yaylacık köyleri ile hududu:
Karakuyu köyüne giden yol, kartalın ağıl yeri büyük güney. Yolgeçen köyü ile sınırı:
kazan Osman hüyük, Şükrü tarlası başı, göktepenin sırt. Güldede köyü ile hududu:
Kürklü Mehmet tarlası devlet koyağı. Osmandede köyü ile sınırı: Kürklü mehmet tarlası
ve kör kuyulardır.
Karapınar Köyü’nün ilk sakinleri Malkoç/Moğolkoç
sülalesidir. Bilindiği gibi Malkoçlar/Moğulkoç olarak bilinen sülaleden Ali Bey
ve babası Bekir Bey, Trakya bölgesinden gelerek bu köye gelerek yerleşmişlerdir.
Bekir Bey, zamanının en zengini, hatırı sayılır bir kimse olduğu söylenmektedir.
Karapınar Köyü’ne gelerek yerleşenlerden Haydar Bey, Neşet Bey, Niyazi Bey ve Sezai
Bey Malkoçlar sülalesindendirler.
Karapınar Köyü’nde şu anda yaşamakta
olanlar ise Kasımhacıgiller Elbistan’ın Çomludüz Köyü’nden gelmişlerdir. Bu sülalenin
bir kısmı soyadı kanunundan sonra “Şen” soyadını alırken, bir kısmı “Gineli” soyadını
almışlardır. Karapınar Köyü’nde camii yoktur. İlkokulu 1957 yılında yaptırılmıştır.
Köyde bir öğretmen görev yapmaktadır. Elektrik ve telefon 1986 yılında gelmiştir.
Köyde sağlık ocağı yoktur. Karapınar Köyü 1957 yılında muhtarlık olmuştur.
Karapınar Köyü’nün en büyük sorunu
su ve yoldur. İlçe merkezine
40 km
.’lik mesafede bulunan Karapınar Köyü’nün yolu stabilizedir. Köyün yol sorunu ancak
karayollarına bağlanması ve asfaltlanmasıyla birlikte çözümlenmiş olacaktır. Köyün
içme suyu sorunu vardır. Köyün içindeki kaynak suyu, değerlendirilerek kapalı su
şebekesinin yapılmasıyla bu sorun halledilmiş olacaktır. Köyün geçim kaynağı tarım
ve hayvancılıktır. Daha önceki yıllarda kilim ve halıcılık gelişmiş bir boyutta
iken günümüzde el sanatlarının ölmesiyle birlikte bu gelenek artık unutulmaya yüz
tutmuştur. Köyde kilim ve halıcılığın teşvik edilmesi, tarım ve hayvancılığın desteklenmesiyle
köy halkının ekonomik gücü artırılmış olacaktır. Böylece köydeki göç, önemli ölçüde
engellenmiş olacaktır. Karapınar Köyü’nde bir ara petrol araştırılması yapılarak
olumlu sonuçlar alınmasına rağmen her nedense bu çalışmalar durdurulmuştur. Karapınar
Köyü’nde Elif ve Fatma Ginili adındaki şahısların ağıt söylemektedirler. 1960 yılında
20 hane olan Karapınar Köyü 1997 yılında göçler nedeniyle 12 hane kalmıştır.
Karapınar Köyü’nün yıllara göre nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 85
1940 36 31 67
1945 47 40 87
1950 - - 84
1955 44 45 85
1960 68 52 120
1965 54 53 107
1970 66 56 122
1975 65 56 121
1980 46 47 93
1985 55 51 106
1990 42 45 87
1997 33 37 70
|
Gürün ilçesinin güneybatı kesiminde,
ilçe merkezine
32 km
.lik mesafede bulunan Yaylacık köyü ismini, Türkmenler (yörükler) in, eskiden bu
bölgeyi yayla olarak kullanmış olmalarında almaktadır. Yaylacık, Aşağı ve yukarı
yaylacık olmak üzere iki köyden oluşmaktadır. Muhtarlık Yukarı Yaylacık Köyündedir.
Aşağı yaylacık Köyü mezradır. Yukarı yaylacık köyü yaklaşık üç yüz elli yıldır yerleşim
merkezi olarak kullanılmaktadır. Köyde halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.
Köyde kuru tarım yapılmakta, arpa, buğday gibi tahıl üretimi yapılmaktadır. Toprağı
tarıma elverişli değildir. Hayvancılık üretimi her geçen gün daha azalmaktadır.
Yaylacık köyü halkı, Sinemli aşirfetine
mensuptur. Aşağı yaylacık halkından; Alolar (Kaya), Sülolar (Solu), Maraş İli Elbistan
İlcesi Gücük köyünden, Karapınar Köyüne, daha sonra Yaylacık Köyüne gelerek yerleşmişlerdir.
Yaylacık Köyü’nden Demir, Kuz, Babür, Ülkü, Yılmaz, Şahan soyadını yaşıyanlar Maraş
İli, Elbistan İlçesinde gelmişlerdir. Gürün ilçesinin köylerinde yaşamakata olan
yoğun göç olayı bu köyümüzde de yaşanmaktadır.
1960 yılında Aşağı Yaylacık ve Yukarı
Yaylacık Köyleri toplam 45 hane iken 1997 yılında Yukarı Yaylacık 12 hane, Aşağı
Yaylacık Köyü 3 hane kalmıştır. Yaylacık köyünden göç edenler Ankara, İstanbul,
İzmir, Bursa, Maraş gibi büyük şehirlere giderek yerleşmişlerdir. 1997 yılı itibari
ile Aşağı Yaylacık Köyü’nde 9 kadın,7 erkek , toplam 16 kişi bulunurken, Yukarı
Yaylacık Köyü’nde 13 kadın, 25 erkek, olmak üzere toplam 38 kişi bulunmaktadır.
.Aşağı ve Yukarı Yaylacık Köylerinin toplam nüfusu 54 kişidir.
Yıllara göre Aşağı ve Yukarı Yaylacık
köyünün nüfusu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 132
1940 62 72 134
1945 75 66 130
1950 - - 204
1955 136 130 266
1960 127 123 250
1965 137 145 282
1970 111 137 248
1975 121 151 272
1980 125 134 259
1985 106 110 216
1990 69 64 133
1997 32 26 58
|
|
Gürün İlçe merkezinin kuzeybatı kesiminde,
ilçeye
39 km
.lik mesafede bulunan Yazyurdu Nahiyesi’nin eski ismi Celikanyurdu/Celikanlıyurt’dur.
Celikan, Eski Türkçe’de “Çevik, atılgan” anlamına gelmektedir. Köy halkının büyük
bir kısmı 1784 yılında, Malatya’nın Çelikan Bölgesinden gelerek buraya yerleşmiştir.
Celikanyurdu ismi de buradan gelmektedir. Celikan aşireti, önceleri bölgeye yaz
aylarında koyunlarını otlatmak için gelir. Kış aylarında tekrar Malatya bölgesine
giderlerdi. Osmanlı İmparatorluğunun son aşiretleri iskan teşebbüsüyle birlikte
bunlar da yerleşik düzene geçerek bu köye yerleşmişlerdir. Bu köye yurdun diğer
bölgelerinden gelerek yerleşenler de olmuştur.
Yazyurdu 1955 yılında nahiye, 1960
yılından itibaren bucak merkezidir. Köyde bir sağlık ocağı, bir Jandarma karakolu,
bir cami, bir ilkokul ve bir de ortaokul vardır. İlkokul ile ortaokul, eğitim ve
öğretimin sekiz yıla geçmesiyle birlikte birleşik olarak eğitim ve öğretim yapmaktadır.
Celikanlı yurdu, Gürün İlçesinin en
eski yerleşim birimlerinden birisidir. Köyün içinde ve yakınında birçok eski yerleşim
yerleri/kalıntıları bulunmaktadır. “Ali Beğ Yurdu” adı verilen yerde eski bir ören
yeri ve kilise kalıntısı bulunmaktadır. Yazyurdu’nun güneyinde Belpınarı mevkiinde
“Büyük” adı verilen yerde, eski çağların izlerini taşıyan tarihi kalıntılar bulunmaktadır.
Kevenli dere mevkiinde eski bir yerleşim yeri ve kale kalıntıları mevcuttur. Yazyurdu-Göbekören
Köyleri arasında “Berdi Gölü” denilen yerde, halk arasında söylenen rivayetlere
göre; altından bir arslan heykeli bulunmaktadır. Daha önce bu bölgede Hititler’den
kalma taş Arslan heykeli bulunmuş olup, Etnoğrafya Müzesindedir. Berdi kelimesi,
Orhun Abidelerinde zikredilmektedir. Berdi kelimesi, Eski Türkçe’de kamış anlamına
gelir.
Yazyurdu Nahiyesinde eski yerinde (Şimdiki
Sağlık Ocağı yerinde )eski yerleşim birim bulunduğu gibi, köyün güney doğusundaki
Ören Tarla mıntıkasında eski ören bulunmaktadır. Yazyurdu-Kındıralık Köyü arasında
Delikli Mağara adı verilen yerde, tarihi kalıntılar mevcuttur. Yazyurdu Nahiyesinin
kuzeyindeki “Yeni Çıktı” mevkiinde, bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Eskiden
beri burada yaz ve kış aylarında sıcak su eksik olmazdı. 1970 yılında meydana gelen
depremden sonra buradaki su kaybolmuştur. Burada daha önceki yıllarda tarihi bir
hamamın kalıntıları bulunuyordu. Halk arasında anlatılanlara göre; Bizanslılar döneminde
burada çok büyük hamam bulunmaktaydı. Buradaki su yakın zamana kadar bu köyün halkı
tarafından kullanılmakta idi. Buradaki suyun barsak kurtlarını döktüğünü köyün yaşlıları
anlatmaktadırlar. Köy Halkına göre burası eskiden kullanılan bir kaplıca yeridir.
Yazyurdu Nahiyesinde, 1950, 1960, ve 1970’li yıllarda depremler meydana gelmiştir.
Bu depremlerde can kaybı olmamıştır. Büyük miktarda mal kaybı olmuştur. Devlet tarafından
prefabrik evler yapılarak köy halkına verilmiştir. Burada meydana gelen depremin
Aygır Gölü’nden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Aygır Gölü, köye
500 m
.lik mesafede bulunmaktadır. Yazyurdu Nahiyesinin kuzeybatı kesimine düşmektedir..
Halk arasında anlatılan rivayetlere göre; burada “Aygır” adı verilen bir yaratık
yaşamaktadır. Senede bir iki defa su yüzüne çıktığını ve bu yaratığı köy halkından
bazı kimselerin görmüş olduklarını yaşlılar anlatmaktadırlar. Halk arasında eski
yıllardan beri anlatılan “Aygır Gölü Efsanesi” Gürün ve havalisinde bilinmektedir.
Yazyurdu Nahiyesinde, halk arasında Kevenli dere Mevkiinde, Mıstığın Ağılı denilen
yerdeki çalılık mevkii “ziyaret yeri” olarak biliniyordu. Halk buraya girerek adak
kurbanlarını keser ve şölen düzenleyerek yağmur duasına çıkarlardı.
Yazyurdu Nahiyesi, Kayseri-Malatya
Karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bu yol 1955 yılında karayollarına bağlanmıştır.
Köy ilkokulu, 1923 yılından beri açıktır. 1964 yılında tamirat görmüştür. 1969 yılında
meydana gelen depremde yıkılmış, 1975 yılında prefabrik bina olarak yeniden yapılmıştır.
Köyde okuma yazma oranı kadınlarda %95, erkeklerde %100’dür. Ortaokul 1975 yılında
açılmıştır. Öğrenci yetersizliğinden 1985 yılından beri kapalıdır. İki adet okul
lojmanı vardır. Köyün camisi 1800’lü yılların başında ahşap olarak yapılmıştır.
Bu bina yıkılarak yerine 1963 yılında, köylü tarafından betonarme olarak yaptırılmıştır.
Elektrik ve telefon 1985/86 yılında gelmiştir. Köyün içme suyu sorunu yoktur. 1970
depreminden sonra kapalı şebeke haline getirilmiştir. Yazyurdu Nahiyesindeki askeri
kışla, yüz yılı aşkın bir süredir hizmet vermektedir. 1997 yılında buradaki Sağlık
Ocağı, Sağlık Bakanlığı tarafından “Acil Trafik İstasyonu” olarak genişletilmiştir.
Yazyurdu Nahiyesi kurulmuş olduğu tarihten 2000 yılına kadar 50 muhtar görev yapmıştır.
Yazyurdu Nahiyesi’nin “Sivri Mevkiinde “ demir madeni bulunmaktadır.
Yazyurdu Nahiyesinin içinde geçen Tohma
Çayı üzerine gölet yapılmasıyla, köyün büyük bir kesimi sulu tarım yapılabilecektir.
Aygır Gölü, arazinin sulanmasında kullanabilecek kapasiteye sahiptir. Köy halkının
geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık, arıcılık, kilim ve
halıcılık gibi yöreye ait geleneksel geçim kaynakları gerekli teşvik ve desteklerle
yeniden canlandırılmalıdır. Eski yıllarda bu bölgede yetişen çok miktardaki keven
bitkisinden kitrecilik yapılarak tekstil sanayiinde kullanılmaktaydı. Sanayi mallarının
çok güçlü bir ara maddesi/yapıştırıcı olarak köy halkının ekonomisine büyük katkı
sağlamaktaydı.
Yazyurdu Halkından; Hayvalılar (Çam)
Darende’nin Ayvalı’dan gelişlerdir. Habiboğulları (Bulut), Elbistan İlçesi’nin Karahöyük
Köyü’nden gelmişlerdir. İncikler (İnce) Afşin İlçesi’nin Tatlı Köyü’nden gelmişlerdir.
Tipiler (Tipi) Yozgat/Boğazlayan İlçesi’nin İğdere Köyü’nden gelmişlerdir. Kelhüssükler
(Kurt) Gürün İlçesi’nin Şuğul Mahallesi’nden gelmişlerdir. Buraya Malatya’dan gelmişlerdir.
Hecinoğulları (Yiğittürk+Deve), Gürün Şuğul Mevkii’nden gitmişlerdir.Buraya da Hekimhan
ve Malatya’dan gelmişlerdir. Mehmet Çavuşlar (Kara) Sarız “Söbeçimen”den gelmişlerdir.
Omarlar (Doğan), Çakırlar (Çıtak), Elbistan’dan gelmişlerdir. Malkoçlar (Moğolkoç)
Yozgat’tan gelmişlerdir. Tokuşlar (Tokuş) Darende (Ayvalı/Şeref)’den gelmişlerdir.
Minikler (Gök) Elbistan’dan gelmişlerdir. Çolaklar(Kaya) Maraş Bölgesi’nden gelmişlerdir.
Güllüler (Üçel) Kayseri’nin Sarıoğlan’dan gelmişlerdir. Poyrazlar (Poyraz) Darende’nin
Ayvalı/Şeref’ten gelmişlerdir. Yahyalar (Uç), Afşin İlçesi’nin Tatlı Köyü’nden gelmişlerdir.
Külekçiler (Şahin), Beypınar Köyü’nden gelmişlerdir. Kadimoğulları (Boyraz), kars
İlinden Muş İline, daha sonra da Yazyurdu nahiyesine yerleşmişlerdir. Kahyalar (Çal),
Maraş İli, Elbistan İlçesi, Söğütdere Köyünden gelmişlerdir. Senemoğulları (Aslan),
Malatya Akçadağ Bölgesinden gelmişlerdir.
Yazyurdu Nahiyesi’nde de oldukça göç
olayı fazladır. İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Adana, mersin, Kayseri, Sivas gibi
büyük şehirlere göç etmişlerdir. 1960 yılında 100 hane olan Yazyurdu Nahiyesi, 1997
yılında 60 hane, 2000 yılında 67 hanedir. Yıllara göre Yazyurdu Nahiyesi’nin nüfus
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 442
1940 239 230 469
1945 207 249 456
1950 - - 504
1955 372 406 778
1960 254 296 550
1965 268 272 540
1975 249 287 536
1980 246 258 504
1985 238 199 437
1990 132 180 312
1997 172 191 363
2000 161 182 343
|
Gürün ilçesinin güney batı kesiminde
yer alan Yolgeçen Köyü, ilçe merkezine
42 kilometre
uzaklıktadır. Yolgeçen Köyü, kuzeyde Beypınar ve Göbekören Köyleri, batıda Akpınar
Köyü ve Deveçayır Köyü, doğuda Güldede ve Yaylacık Köyleri, güneyde Başören Köyleri
ile çevrilidir.
Yolgeçen köyünün hudutları; Osmandede
köyü ile sınırı; Başağıl ve İsmail Efendinin sırtı. Deveçayır köyü ile sınırı, Şeytanpınarının
sırtı, mağara başı kırıntı sekisinin gedik büyük çalın gedik ve ağıl yeri. Karapınar
köyü ile sınırı, kurun başı, çobanboğanın taşın başı, tahta sarayın kaş, yemlikli
koyak, şükrünün tarlasının başı. Akpınar köyü ile sınırı, çerkes düşeği ve büyük
çalın gedik. Göbekören köyü ile sınır, Armutluözden geçen kaş, körbekirin taplak,
değirmen yolunun üstü tablak. Güldede köyü ile sınırı, şeytanpınarının altındaki
koyak, hanım pınarının hüyük. Güllübucak köyü ile hududu, konakgörmez gediği, Akdere
köyüne giden patika yol. Yolgeçen Köyünün eski ismi Tekirahma’dır. Bu isim hakkında
değişik rivayetler bulunmaktadır.
Bunlardan birisi; daha önceki yıllarda
bu bölgede ardıç ormanı bulunmaktaydı. Köyün eski yerinde “Berdi/Sazlık” vardı.
Burada yaşayan ve fakir birisi olan Rahma adındaki kadının sahip olduğu bir tek
erkek keçisinin (Teke), köyün eski yerindeki sazlıkta kaybolunca, bulamaması üzerine
köylüler “Rahmanın tekesi” anlamına gelen “Tekerahma” adını veriyorlar. Bu köyün
ismi o tarihten günümüze Tekirahma olarak söylene gelmiştir. Bu köyün ismi hakkındaki
diğer rivayet ise; köyde tek başına yaşayan ve kocası öldükten sonra çoçuklarının
büyütülmesi konusunda çok büyük çabalarda bulunan Rahma adındaki kadından dolayı
bu ismi almıştır.
Rivayete göre köy halkı buraya geldiklerinde,
burada tek başına bir kadının çocuklarıyla birlikte yaşayan Rahma adındaki kadınla
karşılaşırlar. Bunun üzerine bu yerleşim yerine tekrahma adını verirler. Yolgeçen
köyünün ismi tarihin aydınlanmaya başladığı M.Ö. 4000–3000 li yıllarda bu bölgede
yaşayan ve Güldede tümlüsünde o dönemin izlerini taşıyan Tegarammalar’dan almış
olmalıdır. Çünkü bu bölgede bu tarihlerde Gürün ve havalisine ismini vermiş olan
ve Tevrat’ta ta adı zikredilen Tegaramma/Togarmalart yaşamaktaydılar.
Bu köyün ismi hakkındaki bir başka
söylence şöyledir: Yolgeçen Köyü, eski kervan yolunun üzerinde bulunuyordu. Eşkıyalar,
tüm tali yolların birleştiği bu köyde kervanlara pusu kurarak burada kervanların
önünü keserek soymuş oldukları “Yolkesen” adı verilmiştir. Daha sonraki yıllarda,
köyün ismi değiştirilerek “Yolgeçen Köyü” denmiştir. Bir değişik rivayet ise; eski
kervan yolunun tali bir kolu olan buırada geçmiş olması nedeniyle çeşitli yolların
geçmiş olduğu yer anlamına gelen Yolgeçen ismi verilmiştir. Yolgeçen Köyü, eski
ticaret ve kervan yolunun geçmiş olduğu için tarihi çok eskilere dayanmaktadır.
Yolgeçen Köyünü doğu kesimindeki Karaboğaz mevkiinde eski dönemlere ait bir yerleşim
yeri bulunmaktadır. Köyün eski yerinde eski yerleşim yeri bulunmaktadır. Köyün kuzeydoğu
kesiminde yer alan Çobaboğan mevkiinde tabii mağaralar bulunmaktadır. Yolgeçen Köyü
ile Güldede köyü arasında Hititler ve Sümerler dönemine eşitlenebilen dikili taşlar
ve hüyükler bulunmaktadır. Güldede ile Yolgeçen arasında ziyaret yeri olarak kabul
gören Güldede mevkiinde eskiden yağmur duasına çıklır ve burada adak kurbanlar kesilirdi.
Gürün bölgesinden çok sevilen ve kerametleri olduğuna inanılan İsmail Efendi/Moğolkoç
(1882-20/07/1975) bu köyde medfundur. Gürünlü Şairlerden Mustafa Çevik (Yolgeçen/1953-
) ve Mehmet Polat Yolgeçen köyünden doğmuştur.
Köy halkının geçim kaynağı tarım ve
hayvancılıktır. Daha önce bu köyümüzde çok güzel kilim ve halıcılık uğraşısı vardı.
El sanatları köy halkının ayrı bir geçim kaynağı idi. Fakat günümüzde bu işle uğraşanlar
çok az durumdadır. Bu köyümüzün de en büyük sorunlarından birisi yıol, diğeri ise,
içme suyu sorunudur. Yolgeçen Köyünde de göç olayı başlamıştır. Yolgeçen Köyü halkından;
Yükseller (Yüksel), Elbistan’dan gelmişlerdir. Mürseloğulları (Toprak), Hatay ili
Reyhanlı bölgesinden gelerek buraya yerleşmişlerdir. Mertaliler (Aktaş), Erzurum’dan
gelmişlerdir. Beyler (Moğolkoç), Edirne/Tekirdağdan ve Kars bölgesinde gelmişlerdir.
Ebubekirler (Polat), Erzurum’dan gelmişlerdir. Kozanoğulları (Avcu+Tuna), Adana/Kozan
bölgesinden gelmişlerdir. Kürneliler (Dişli+Toprak), Çevikler (Çevik), Malatya Akçadağ
Bölgesinden gelmişlerdir. Çopurlar (Çopur), Gürün İlçesi Şuğul Mahalesinden gitmişlerdir.
Tatlılar (Kurt)+(Kavun), Maraş ili Afşin ilçesi Tatlı Köyünden gelmişlerdir. Çakıllar
(Erdem), Maraş İli Elbistan Bölgesinden gelmişlerdir. ŞeyhÖmerler (Demir), Urfa
Ceylanpınarı’ndan gelmişlerdir. Aşuroğulları (Polat), Gürün’den gelmişlerdir. Hallolar
(Dere), Şarkışla’dan gelmişlerdir.
Yolgeçen Köyünün yıllara göre nüfüs
tablosu şöyledir:
Yıl Erkek Kadın Toplam
1935 - - 576
1940 330 340 670
1945 351 339 690
1950 - - 605
1955 361 350 719
1960 383 379 762
1965 380 399 779
1970 334 396 730
1975 383 399 782
1980 469 482 951
1985 517 513 1030
1990 480 502 982
1997 573 498 1071
|
Şu Ana Kadar Sitemizi Ziyaret Edenlerin Sayısı [102745]
|
|
|